Türkiye otomotiv endüstrisi, son dönemde karmaşık bir dönüşüm geçirmekte. Üretim, ihracat ve tüketim alışkanlıklarındaki değişimler, sektörün dinamiklerini yeniden belirlemeye başladı. Özellikle son dönemde yaşanan pazar doygunluğu ve küresel taleplerdeki inişler, yerli üreticilerin daha dirençli olmalarını hedefleyen stratejik hamlelere öncülük etti. Yılın ilk dokuz ayında gözlemlenen üretimdeki azalma, genel ekonomik trendlere rağmen yerli üretim payının artışıyla dengelenerek, sektörün temel direği olarak konumlandırılması sağlandı.
2025 yılının ilk altı aylık verileri, otomotiv sektöründe yerli üretim payının yüzde 34’e yükselmesini gösteriyor. Bu artış, otomobillerde yüzde 35’e, hafif ticari araçlarda ise yüzde 24’e ulaştı. Kamyon sektöründe ise üretim ve ihracat payı, geçen yıla göre belirgin bir oranda artış gösterdi. Bu durum, Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu’nun ifadeleriyle desteklendi: ‘Kapasite kullanım oranımızda önemli bir gerileme görüyoruz. Bu, yerli üretimin pazar payının artışının en doğrudan göstergesi.’
Bu yükselişin arkasında yatan temel sebep, yeni yatırımlar ve bu yatırımların üretim hatlarına yansıması oldu. Fabrikalardaki faaliyetlerin yeniden canlanması, otomobil üretimi ve ihracatında toparlanma beklentilerini artırıyor. Ancak, kur ve enflasyon gibi makroekonomik faktörler, sektörün bu hedefe ulaşmasını zorlaştıran önemli bir engel teşkil ediyor. Eroldu, bu durumun, otomotiv şirketlerinin maliyetlerini artırarak, kapasite kullanım oranını daha da düşürme potansiyeli yarattığını vurguluyor.