Aksaray’ın sessiz mezarlıklarında, elektronik kelepçenin acımasızlığıyla şekillenen bir trajedi yaşandı. Gamze Yıldırım, annesi ve babasının ruhunu ziyaret ederken, eşinin tüfekli saldırısına uğrayarak hayatı sonsuza dek değişti. Olay, sadece bir cinayet değil, aynı zamanda güvenlik sistemlerinin ve kişisel özgürlüklerin çarpık bir yansıması olarak tarihe geçti.

Olayın merkezinde, 15 yıllık evliliğinin sonuna gelmiş, 3 çocuk sahibi Gamze Yıldırım ve boşanma sürecinde olan eşi Habip Emre Yıldırım’ın hikayesi yatıyor. Gamze’nin, şiddet altında ezilmiş bir şekilde hayatta kalma mücadelesi, elektronik kelepçe sistemi üzerinden yürütülen takip nedeniyle daha da karmaşık bir hal aldı. Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı’na bağlı Elektronik İzleme Merkezi tarafından Gamze’nin elektronik kelepçesi aracılığıyla Habip Emre’nin yaklaştığı tespit edildiğinde, olay zinciri hızla başladı.

Saldırının hemen ardından hastanede tedavi gören Beyaz Çakmak, yaşadıklarını DHA’ya anlatırken, dehşet dolu anlarını gözleri kapalı olarak tekrar yaşadı. Bayram sabahı, anne ve babalarının mezarını ziyaret ederken, Gamze’nin telefonu çalmış ve Elektronik İzleme Merkezi’nden gelen uyarı, hayatını sonsuza dek değiştirdi. Habip Emre’nin, elektronik kelepçe mesafesini ihlal ettiği ve Gamze’ye yaklaştığı bilgisi üzerine, Gamze’nin hayatı bir anda ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Olay, Gamze’nin elektronik kelepçesinin güvenliğinin sağlanması için aldığı kararın acı sonuçlarını ortaya koydu.

Beyaz Çakmak, yaşananları anlatırken, sadece Gamze’nin değil, kendi de hayatının cehenneme döndüğünü vurguladı. “Ben, kız kardeşlerim Gamze Yıldırım ve Yeter Sarıkaya, Yeter’in damadı ve onun kızı, babam ve annemin mezarına gittik. Ben biraz dışarıda bekledim. Onlar da mezarın başında dua ediyorlardı. O esnada Gamze’nin telefonu çaldı. Elektronik İzleme Merkezi’nden aradılar ve Habip Emre Yıldırım'ın, elektronik kelepçe mesafesini ihlal edip, kendisine yaklaştığını söylediler. Daha arkamızı dönmeden Habip Emre Yıldırım geldi. Bize, 'Toplanın hepiniz bir yere' dedi. Önce Gamze’ye tüfekle 4-5 el ateş etti. Gamze, kanlar içinde kalıp yere yığıldı. Diğer kız kardeşim ile damadı çok çabaladı. Elinden tüfeği almak istediler fakat alamadılar. Sonra bana yöneldi, ilk önce beni bacağımdan vurdu. Ben kız kardeşime 'Kaçın' dedim. Çünkü Gamze ölmüştü. Onun orada öldüğünü hissettim. Elektronik İzleme Merkezi’nden de Gamze'yi sürekli telefonla arıyorlardı. Ben onlarla telefonla konuşurken, o sırada Habip Emre uzaklaştığını sanmıştım ama kaçmaya çalışan kız kardeşim ile damadını öldürmek için onları da takip etmiş. Arabası çamura saplanınca onların peşini bırakmış. Tekrardan mezara gelip kız kardeşim Gamze’nin kafasına 4-5 el daha ateş edip, tekmeledi. Ondan sonra da bana tekrar ateş etti. Elinde telefon vardı ve telefonla konuştuğu kişiye 'Öldürdüm' deyip kaçtı. Ondan sonra ekipler geldi” şeklinde son derece acı ve şok edici ifadeler kullandı. Olay, elektronik kelepçenin potansiyel tehlikelerini ve bu tür sistemlerin güvenliğinin sağlanmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.