Altın piyasaları, son haftalarda beklenenin aksine güçlü bir performans sergilemeye devam ediyor. Ons altın, 11 Ekim'de 4.194 dolar seviyesine gerileyerek 2 aylık minimumu işaret etse de, haftanın genel seyrinde alım baskısı belirginleşti. Gram altın ise 6.644 TL civarında seyretmeye devam ediyor. Bu direnç, yatırımcıların altın konusundaki beklentilerini şekillendirirken, piyasadaki temel dinamikler yeniden sorgulanıyor.
Eylül ayında altın fiyatları, %6,31'lik bir düşüşle 4.157 dolar seviyesine kadar gerilemiş olsa da, üçüncü çeyrekte %3,73’lük bir kazançla kapanış yaptı. Bu durum, küresel varlık yönetim şirketi Sprott Asset Management’ın dikkat çektiği önemli bir noktayı işaret ediyor: Altının, yükselen faiz oranlarına rağmen olağanüstü direnci.
Faiz oranlarındaki ani ve sert yükseliş, 25 yılın en büyük aylık artışlarından biri olarak tarihe geçti. ABD tahvil getirisi %3’e yaklaştı. Bu durum, altın fiyatlarında düşüş beklentisi yaratırken, altın aslında faiz baskısına karşı beklenmedik bir dayanıklılık gösterdi. Bu durumun altında yatan nedenler ise karmaşık ve çok katmanlı.
Sprott’a göre, ABD’nin artan borç yükü, bütçe açıklarının derinleşmesi ve merkez bankalarının altın rezervlerine yaptığı stratejik yatırımlar, altın talebini doğrudan etkiliyor. Özellikle merkez bankalarının altın rezervlerini fiziksel altın olarak tutma eğilimi, faiz ortamının yüksek olmasına rağmen altın fiyatlarını destekliyor. ABD’nin 40,2 trilyon dolarlık federal borcunun 10,5 trilyon doları önümüzdeki 12 ay içinde yeniden finanse edilecek olması, bu trendi daha da pekiştirebilir. Bu durum, faiz giderlerini artırarak bütçe açıklarını ve borçlanma ihtiyacını da yükseltebilir.
Yatırımcılar, altın için iki farklı senaryoyu değerlendiriyor. Birincisi, ABD ekonomisinin güçlü kalması ve yüksek reel faizlerin sürdürülebilir olması durumunda altın üzerindeki baskı devam edebilir. Ancak, faizlerin yükselmesiyle birlikte büyüme yavaşlarsa ve borçlanma maliyetleri artarsa, Fed’in politika değiştirmesi altının yükselişine zemin hazırlayabilir. İkincisi, merkez bankalarının altın rezervlerine yaptığı yatırımlar devam ederse, altın için yeni bir yükseliş serisi başlayabilir.
Bu arada, merkez bankaları da altın rezervlerini artırmaya devam ediyor. Fransa, yurt dışındaki altınlarını Paris’te toplarken Hollanda da rezervlerinin bir bölümünü Kuzey Amerika’dan taşıdı. Bu durum, ülkelerin altınlara doğrudan erişim ve kontrol sağlama isteğinin arttığını gösteriyor. Gümüşte de benzer sinyaller görülürken, Çin’deki sanayi talebi altın kadar destekleyici olmaya devam ediyor.