Toplumun dört bir yanındaki eğitim yuvalarında yaşanan ciddi güvenlik sorunları, artık sadece bir dizi olay örgüsü değil, aynı zamanda derinlemesine bir toplumsal uyumsuzluğun acı bir tezahürü olarak karşımızda duruyor. Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay, bu durumun, eğitim sisteminin içsel yara izlerinden ve toplum içinde hissedilen adaletsizliğin, eşitsizliğin ve güvensizliğin bir sonucu olarak ortaya çıktığını ısrarla vurguluyor.

Özbay’ın çağrısı, sadece siyasi aktörleri veya eğitimcileri değil, aynı zamanda sivil toplumun tüm kesimlerini kapsayan geniş bir dayanışma hareketinin başlatılmasını hedefliyor. Siyasi partiler, sendikalar, meslek örgütleri ve demokratik kitle örgütleriyle yapılan görüşmelerin, “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” ilkesini merkez alan bir ortak platformun oluşturulmasına katkı sağlayacağını belirtiyor. Bu platform, sadece acil tedbirlerin alınmasıyla değil, aynı zamanda eğitim sisteminin köklü dönüşümü için de bir zemin oluşturacak.

Özbay, Meclis'te yaşanan ve sonuçsuz kalan komisyonlar ve raporlar üzerine eleştirilerini dile getirerek, bu yaklaşımın çocukları koruma konusunda etkili olmadığını vurguluyor. Eğitim İş olarak hazırlanan kapsamlı raporlarda, çözüm önerilerinin sunulduğunu ve temel sorunun, 24 yıldır ülkeyi yöneten iktidarın, okullara ayrılan kaynaklarda yaşanan eksikliklerden kaynaklandığını belirtiyor. Siyasi sorumluluğun üstlenilmesi ve sürekli sözlerin tutulması gerektiğinin altını çiziyor.

Son olarak, Özbay, bu ağır toplumsal krize karşı hepimizin ortak sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ve “Birlikte tepki vermeli, birlikte çözüm üretmeliyiz” çağrısında bulunuyor. Çocukların güvenliği, eğitimde eşitlik ve gelecek vadeden bir eğitim anlayışı için, tüm toplumun ortak bir mücadele zemini oluşturması gerektiği vurgulanıyor. Bu mücadele, sadece politikacıların değil, her bireyin sorumluluğunda olan bir görevdir.