Karaman’ın eşsiz köşesi Ermenek, İç Anadolu ve Akdeniz’in kesişim noktasında, Torosların ihtişamlı gölgesi altında yer alıyor. Bölgenin, kadim medeniyetlere ve eşsiz bitki örtüsüne ev sahipliği yaptığına dair bilgilerim olsa da, üç günlük keşif turumla beni derinden etkileyen şey, tüm bu farklı unsurların birbirine sıkıca bağlı ve neredeyse ayrılmaz bir bütün oluşturmasıydı. Sabahları Torosların eteklerinde meditasyonla güne başlamak, zamanın akışını yavaşlatıp, antik kentlerin, su yapılarının ve doğal güzelliklerin her birinin, bölgenin geçmişinin bir parçası olduğunu hissettiriyordu.

Bu yolculuk, antik kentlerin sadece taş ve harabe kalıntıları olmadığını, aynı zamanda bir coğrafyanın nasıl katmanlar halinde birikildiğini gösteren birer harita olduğunu anlamama yardımcı oldu. Ermenek Baraj Gölü’nün turkuaz rengi, bölgenin en etkileyici manzaralarından biri olarak öne çıkarken, insan eliyle oluşturulan bu yeni su coğrafyası, Torosların çok daha eski yaşam izlerini koruyordu. Bölgede 1332 bitki türünün belirlenmesi ve bunların 307’sinin endemik olması, bu coğrafyanın ne kadar zengin ve hassas bir yaşam alanı olduğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyordu. Özellikle Nadire Kanyonu’nun etkileyici kaya duvarları, su ve bitki örtüsüyle birleşince, gerçeküstü bir atmosfere sahne oluyordu.

Bu doğa harikası yolculuğun en etkileyici duraklarından biri, Yukarıçağlar yakınlarındaki Sbide antik kenti oldu. Arkeolojik bulgular, kentinin geçmişini MÖ 3. yüzyıla kadar götürürken, Roma ve Erken Bizans dönemlerinde gelişen Sbide, surları, ana caddeleri, kamusal yapılarını, kiliselerini ve geniş nekropolünü günümüze taşımıştı. Torosların bu kadar yüksek ve sarp bir noktasında böylesine örgütlü bir yerleşimle karşılaşmak, antik kentleri çoğunlukla kıyılarda ve büyük ovalarla ilişkilendiren bugünkü bakışımızı da değiştiriyordu. Özellikle kaya mezarlarındaki aslan biçimli taş kapaklarda yer alan av sahneleri ve bu aslanların anatomisindeki detayların, mezarda yatan kişinin cinsiyetini belirlediği bilgisi, kazı başkanının anlattıklarına göre oldukça ilgi çekiciydi. Kentin dikkat çeken bir başka özelliği ise su mühendisliğiydi. Kayalıkların içine açılan tünellerle uzaktan getirilen suyun yerleşim yerine ulaştırılması, binlerce yıl önce kurulan yaşamın ölçeğine ilişkin önemli ipuçları sunuyordu.