İş hayatının geleceğine dair önemli bir tartışma yeniden başladı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın öncülüğünde düzenlenen, üçlü danışma kurulu toplantısında, çalışanların çalışma saatlerinde esneklik ve kısa çalışma modelleri mercek altına alındı. Bu durum, iş gücü piyasasında devrim niteliğinde değişikliklere zemin hazırlıyor.

Toplantıya Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Hak-İş) temsilcilerinin katılımıyla, günlük 2 ila 3 saatlik çalışma sürelerini içeren ‘süreli çalışma’ modeli detaylı bir şekilde değerlendirildi. Bu yeni yaklaşım, özellikle iş gücüne erişimde zorlanan bireyler için önemli bir fırsat sunarken, sendikalar ise ücret ve sosyal hakların korunması konusunda dikkatli bir duruş sergiledi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, bu reformun amacı olarak, iş gücü piyasasına yeterince dahil edilemeyen grupların istihdama katılımını artırmayı hedeflediğini vurguladı. Uluslararası standartlar ve Avrupa’daki uygulamalarla kıyaslanarak, çalışanların ihtiyaçlarını ve iş yerlerinin koşullarını bir arada gözeten, güvenli ve kapsayıcı bir çalışma ortamı oluşturulması hedefleniyor. Ancak sendikalar, esnek çalışma biçimlerinin ücretlerde ve haklarda düşüşlere yol açabileceği konusunda temkinli bir yaklaşım sergiliyor.

Yeni düzenlemelerin, mevcut iş yükünü artırmaması ve emeğin değerinin düşürülmemesi gerektiği vurgulanırken, ücret dengesi, sosyal güvenlik primleri, dinlenme süreleri ve sendikal örgütlenme haklarının korunması gibi konularda sendikalar tarafından güçlü talepler ileri sürüldü. Bu düzenlemelerin hukuki altyapısının oluşturulması için Orta Vadeli Program’da belirlenen hedeflere göre, 2027 yılının ikinci çeyrevi itibarıyla esnek ve uzaktan çalışma modellerini kapsayan mevzuat hazırlıkları tamamlanacak. Bu, çalışma hayatında yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.