Türk sanayicisinin, günümüzün karmaşık piyasasında, hem yükselen üretim harcamaları hem de uluslararası rekabetin sert koşullarıyla mücadele ettiğini vurgulayan Plastik Sanayicileri Federasyonu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, ihracatın sürdürülebilirliğinin önündeki en büyük engellerin kur volatilitesi olduğunu belirtti. Mevcut koşullarda, Türk lirası üzerindeki baskının ihracatçının küresel pazardaki konumunu zayıflattığını ve rekabet gücünü tehdit ettiğini savunuyor.
Döviz dönüşüm desteğinin, 2023’ten itibaren uygulanan yüzde 2’lik oranından başlayarak, geçici olarak yüzde 3’e yükseltilmesi ve ardından 1 Ekim 2026 itibarıyla yeni bir yapıya geçilmesiyle birlikte, bu desteğin ihracatçının mali risklerini yönetmesinde kritik bir rol oynadığı belirtiliyor. TCMB’nin bu desteği, döviz pozisyonu, katma değer ve ihracat odaklı üretim yapan tedarik zincirlerine bağlı hale getirmesiyle birlikte, destek mekanizmasının kapsamının genişletilmesi önemli bir adım olsa da, Karadeniz, bu desteğin, ihracatçının rekabet avantajını daha da güçlendirecek şekilde yapılandırılması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye’nin ihracatçı kesiminin, sadece kurdaki dalgalanmalarla değil, aynı zamanda yüksek üretim maliyetleri, finansman giderleri ve küresel pazarlardaki yoğun rekabetle de mücadele ettiğini belirten Karadeniz, ihracatçının karşı karşıya olduğu tüm bu maliyet ve risk faktörlerini tek bir çatı altında değerlendiren, bütüncül bir destek yaklaşımının hayata geçirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu yaklaşımın, döviz dönüşüm desteğinin yanı sıra, uygun maliyetli finansmana erişim, kur riskini yöneten araçların yaygınlaştırılması, ihracat kredi ve sigorta mekanizmalarının güçlendirilmesi ve ihracatçının üzerindeki maliyet yükünün azaltılması gibi unsurları içermesi gerektiği belirtiliyor.
Karadeniz, özellikle finansal araçlara daha kolay ve düşük maliyetli erişimin, ihracatçının stratejik kararlar alabilmesi, fiyatlandırma yapabilmesi ve uzun vadeli işbirlikleri kurabilmesi için hayati önem taşıdığını vurguluyor. Kur riskini etkin bir şekilde yönetebilecek bir finansal altyapının oluşturulması ve finansmana erişim maliyetlerinin rekabetçi seviyelere indirilmesi, ihracatçının küresel pazarlarda rekabet gücünü koruma stratejisinin temelini oluşturuyor. Ayrıca, Çin’in ihracatçı destek modelini, farklı araçların birlikte ve etkili bir şekilde kullanılmasına odaklanarak incelemesi, Türkiye için değerli bir örnek teşkil ediyor. Bu modelde, kur riskini yönetebilmek için döviz türevlerinin kullanımının yaygınlaştırılması, RMB ile fiyatlandırmanın ve ödemelerin yapılması gibi uygulamalar yer alıyor. Bu sayede, ihracatçılar, finansal yüklerini ve risklerini azaltabiliyorlardı. Bu yaklaşımın, Türkiye’nin ihracat stratejisine entegre edilmesi, sektörün sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayacaktır.