Küresel ekonominin nabzını tutan Bloomberg'in raporları, son dönemde ortaya çıkan bir tabloyu gözler önüne seriyor: Çin'e yönelik özel tanker kiralamaları, uzaya roket fırlatmak kadar ağır bir bedelle sonuçlanıyor. Bu durum, sadece lojistik bir sorunla sınırlı değil, aynı zamanda küresel enerji piyasalarındaki karmaşık ve manipülatif dinamiklerin bir göstergesi. 80 milyon dolarlık bu yolculuk, basit bir taşımayı aşan, stratejik bir hesaplaşmanın da habercisi gibi duruyor.

2019'da başlayan pandemi sonrası tedarik zincirindeki kırılma, piyasaların karmaşası ve devletlerin para politikaları, küresel ekonomiyi derinden etkiledi. Karadeniz'deki tahıl ambargosu, petrol ve doğalgaz ihracatındaki aksaklıklar, Kızıldeniz'in akışını kısıtlaması ve Ümit Burnu'nun yeniden keşfi gibi olaylar, insanlığın lojistik kapasitesini zorladı. Avrupa'nın enerji darboğazı, Afrikalıların ve dünyanın en yoksul halklarının ekmeğini pahalayıp, demografik ve siyasi çalkantılar Avrupa'da savaş tamtamlarını çalmaya başladı. Bu karmaşanın altında yatan gerçek ise, küresel sermayenin ve finans kapitalin manipülasyonlarıdır.

‘İsim verin’ diyenler, aslında sorunun kaynağını örtbas etmeye çalışıyor. Patlayan tokmanın hangi devletin elinde olduğunu sormak, eski dünya kabullerine sığınmak anlamına geliyor. Küreselleşmeyle birlikte, patron devletler yerini küresel sermaye, özellikle de finans kapitalin son sürümü aldı. Bu ‘paranın babaları’, krizin sürekli varlığı, istikrarlı bir dünyaya göre daha kârlı. Onlar, insanları manipüle etmek için dini veya ideolojiyi bir araç olarak kullanıyorlar. Yaptıklarını görmemek için kör olmak, onların en büyük silahı. Avrupa'nın sokakları karışırken, enerji fiyatlarındaki tırmanışın etkisinin daha fazla hissedileceği yaklaşan karakış öncesi, bu düğümü çözmeye yönelik girişimlerin nasıl sabote edildiğini görmezden gelmek, bu karmaşanın bir parçası olmak anlamına geliyor.

Trump'ın Putin ile yaptığı anlaşma ve Ukrayna eliyle Rusya'nın petrol yükleme terminallerini havaya uçurması, bu manipülasyonların somut bir örneği. Şimdi de ‘Rus musun?’ diye soracaklar, tıpkı ‘Babülmendep’i kapatanların kime hizmet ettiği’ tartışması gibi. Bu, sadece bir isim sorusu değil, aynı zamanda küresel güç dengesindeki kaymaları ve manipülasyonları anlamanın bir yolu. Putin'in fıkrası, bu karmaşanın en iyi özetidir: Bir Alman çocuk, evinin neden bu kadar soğuk olduğunu sorar, babası da Rusya'nın Ukrayna'yı işgaliyle yanıt verir. Peki o zaman, Rus olan kim? Bu sorunun cevabı, küresel enerji piyasalarındaki karmaşanın ve manipülasyonların merkezinde yatan güç dengesindedir.”}пкитаем