Türkiye’nin diş hekimliği alanındaki eğitim sisteminde uzun yıllardır süregelen bir çelişki, doktoralı diş hekimlerinin mesleki statüsüyle ilgili önemli tartışmalara yol açıyor. 2011’de getirilen Diş Hekimliğinde Uzmanlık Sınavı (DUS) sistemi, klinik doktora programlarının devam etmesiyle, hekimler arasında bir statü karmaşası yaratmış durumda. Araştırmacı Diş Hekimleri Derneği, bu konuyu Cumhuriyet’e değerlendirerek, ‘sınavsız uzmanlık’ olarak sunulan talebin gerçekte neyi ifade ettiğini sorgulamaya çalışıyor.

Derneğin açıklamasına göre, asıl mesele, yıllar içinde değişen mevzuatın yarattığı statü farklılıkları. Klinik doktora programlarında eğitim almış diş hekimleri, uzun yıllar boyunca hasta bakımı, vaka takibi, cerrahi uygulamalar ve tez savunması gibi faaliyetlerde bulunmuşlardır. Bu süreçte, gerek DUS, gerekse doktora öğrencileri, benzer kliniklerde, öğretim üyeleriyle ve hasta havuzlarıyla birlikte eğitim almışlardır. Bu durum, iki eğitim sisteminin uzun yıllar boyunca birlikte yürütülmesinin bir kanıtıdır. Ancak, DUS’un getirilmesiyle birlikte, doktora diplomasalarının mesleki anlamda tam olarak kabul görmemesi, hekimlerin kariyerleri üzerinde önemli bir kısıtlama oluşturmaktadır.

Bu kısıtlamalar, doktoralı diş hekimlerinin özellikle akademik kariyer yaparken yaşadıkları zorlukları da beraberinde getiriyor. Uzmanlık belgesi olmaması nedeniyle, çeşitli kısıtlamalarla karşılaşan hekimler, eğitici ve tez danışmanı olma, eğitici kadrolarda değerlendirilme ve uzmanlık şartı aranan akademik kadrolara başvurma gibi alanlarda ciddi engellerle karşı karşıyadır. Bu durum, hekimlerin yeteneklerini ve bilgi birikimlerini tam olarak kullanmalarını engellemekte, özellikle kamuda kendi uzmanlık alanlarında çalışsalar bile genel diş hekimi statüsünde değerlendirilmelerine neden olmaktadır. Özel sağlık kuruluşlarında ise doktora yaptıkları alanları tabelalarında belirtememe gibi durumlar, hekimlerin mesleki itibarını da olumsuz etkilemektedir.

<

Dernek yetkilileri, Yükseköğretim Kanunu’ndaki akademisyenlik kriterlerinde doktora eğitimini şart koşmanın uzun yıllar süren bir uygulama olduğunu, 2018 yılında yapılan ilk değişiklikten sonra ise uzmanlık yapan hekimlerin akademik kariyer yapabilmesinin önünü açan kanundaki düzenlemelerin gelmesinin ardından durumun daha da karmaşık hale geldiğini belirtiyor. Ancak, açılan ilanların neredeyse tamamının uzmanlık ön şartıyla açılması, doktoralı hekimlerin akademideki alanını aşamalı olarak daraltmakta ve bu hekimlerin kariyer seçeneklerini önemli ölçüde sınırlamaktadır.”>