Türkiye’nin jeopolitik konumunun ve karşılaştığı zorluklar bağlamında yeni bir stratejik vizyon çizildi. İlim Yayma Vakfı (İYV) Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Uluslararası Demokratlar Birliğinin (UID) Almanya’nın Neuss kentinde düzenlenen 9. Olağan Genel Kurulu’nda, ülkenin dönüşüm sürecine dair çarpıcı analizler sundu. Erdoğan, Türkiye’nin artık 25 yıl önceki makus hatalarından ders çıkararak, bölgesel dinamiklerde daha aktif ve güçlü bir rol üstlenmeye başladığını vurguladı.

Genel kurulda yaptığı konuşmada, Erdoğan, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi gelişimine etki eden dış faktörlerin yanı sıra, iç dinamiklerin de önemine dikkat çekti. Özellikle, son yıllarda yaşanan savaşlar ve istikrarsızlıkların, ülkenin potansiyelini tam olarak ortaya koymasını engelleyen en büyük sorun olduğunu belirterek, ekonomik büyüme hedeflerine ulaşabilmek için bu dış faktörlerin etkisinden arınmanın gerekliliğine işaret etti. 25 yıl öncesine kıyasla, kişi başına milli gelirde kaydedilen önemli artışlar, bu dönüşümün somut bir göstergesi olarak sunuldu.

Erdoğan, Türkiye’nin, bölgesel istikrarın sağlanmasına katkı sağlamak adına, arabuluculuk ve diplomasi yeteneklerini daha etkin bir şekilde kullanması gerektiğini vurguladı. Özellikle, Ukrayna-Rusya arasındaki gerilim, Gazze’deki hassas durum ve İran’a yönelik uluslararası arenadaki hassasiyetler gibi kritik konularda, Türkiye’nin proaktif bir rol üstlenmesinin, küresel istikrar için hayati önem taşıdığını ifade etti. ‘Türkiye, daha güçlü olduğu sürece, dünyanın istikrar sağlayıcı ve sorumlu bir aktörü olarak görevini sürdürecektir,’ diyerek, bu konudaki kararlılığı teyit etti.

Konuşmasının son bölümünde, Erdoğan, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu zorlukların üstesinden gelmek için birlik, dayanışma ve azim ruhunun önemine dikkat çekti. Siyasi arenada, düşmanlara karşı gösterilecek birlik ve beraberliğin, hedeflere ulaşmada kritik bir rol oynadığını belirterek, inananların hedeflerine ulaşabilmesi için çok çalışması, birbirini desteklemesi ve zorluklara karşı yılmadan mücadele etmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, sivil toplumun siyasete yön vermesi gerektiği konusundaki görüşlerini dile getirerek, geleceğin Türkiye’sinde sivil toplumun daha aktif rol oynamasının gerekliliğine işaret etti.