Gazze Şeridi'ndeki sağlık hizmetlerinin aciliyetine dair son bilgilere göre, tedavi ihtiyacı olan hastaların yurt dışına taşınma operasyonları, son haftalarda kesintiye uğradı. Gazze Sağlık Bakanlığı'nın resmi açıklamasına göre, bu tıbbi tahliyeler sadece Pazartesi, Salı ve Perşembe günleri gerçekleştirilebiliyordu. Ancak, geçtiğimiz haftalarda herhangi bir hastanın veya yaralının bölgeden çıkış yapmadığı belirtildi ve bu konuda herhangi bir liste bile alınmamış bulunuyor.
Bu durum, Gazze'deki sağlık sisteminin çöküşünü ve bölgedeki sivillerin acımasız bir şekilde maruz kaldığı koşulları gözler önüne seriyor. Sınırların kapatılması, sadece lojistik bir engel oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda hastaların ve yaralıların sağlık durumlarının kasıtlı bir şekilde kötüleştirilmesine de yol açıyor. Bu durum, insani kayıpların daha da artmasına neden oluyor ve bölgedeki hayatı felç ediyor.
Uluslararası toplum, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, Gazze'deki sınır kapılarının hızlandırılmış bir şekilde açılmasını ve hasta ve yaralıların sürdürülebilir bir tahliye mekanizmasına geçilmesini talep ediyor. İsrail'in yoğun saldırıları ve sağlık altyapısındaki yetersizlikler, ağır yaralı ve kronik hastaların tedavi için Gazze dışına sevk edilmesini zorunlu kılıyor. Bu durum, Gazze'deki 21 bin hastanın yurt dışında tedavi görmek için beklediği ve bunlardan 5 bin 803'ünün çocuk, 4 bin 800'ünün ise tümör hastası olduğu gerçeğini daha da vahşi bir şekilde ortaya koyuyor.
Ayrıca, yurt dışına tedavi olmak için bekleyen hastaların yaşamını yitirdiği de dikkat çekici bir veri. Bakanlık verilerine göre, 2 bin 27 hasta hayatını kaybetti, bunlardan 264'ü çocuk. Refah Sınır Kapısı'nda uygulanan sık sık kısıtlamalar, bu insani krizi daha da derinleştiriyor ve uluslararası toplumun acil harekete geçmesini talep ediyor. Bu durum, Gazze'deki sivillerin geleceği için ciddi bir endişe yaratıyor ve uluslararası hukukun ihlal edilmesine göz yumulmaması gerektiğini vurguluyor.