Orta Doğu’nun karmaşık siyasi sahnesinde, son dönemde gözlemlenen güçlerin yeniden şekillenmesinde önemli bir dönüm noktası yaşanıyor. Stockholm Üniversitesi’nin uzmanı Dr. Howard Eissenstat’ın dikkat çekici değerlendirmeleri, Türkiye ve İsrail arasındaki artan rekabetin, bölgede yeni bir gerilim patlamasına zemin hazırlayabileceğini gösteriyor. İran’ın etkisinin azalmasıyla birlikte, iki ülkenin Orta Doğu’daki hakimiyet mücadelesi, uzun süredir beklenen bir çatışmaya dönüşme potansiyeli taşıyor.

Dr. Eissenstat, İran’ın bölgesel müttefik ağlarının zayıflamasıyla birlikte Türkiye ve İsrail’in birbirleriyle rekabet edeceklerini öne sürüyor. Bu rekabetin, iki ülkenin doğrudan bir savaşa girmesini öngörmiyor olsa da, Orta Doğu üzerindeki hak iddialarının yoğunlaşması nedeniyle çatışma olasılığı yüksek. Uzman, Türkiye ve İsrail’i, bölgenin gidişatını belirleyen iki önemli ABD müttefiki olarak tanımlarken, güç mücadelesinin zaten başladığını ve geçmişte yaşanan olayların (örneğin, 2025 Nisan’ındaki Suriye’deki İsrail saldırısı) bu rekabetin bir göstergesi olduğunu vurguluyor.

Bu rekabetin temelinde yatan faktörler, son dönemde bölgesel güç dengelerinde yaşanan değişimlere dayanıyor. İsrail’in, İran’ın askeri kapasitesindeki azalmadan sonra Türkiye’yi ‘bir sonraki büyük rakip’ olarak görmesi, Türkiye’nin ise İsrail’i ‘en acil bölgesel tehdit’ olarak algılaması, rekabetin boyutunu daha da artırıyor. Bölgesel güç boşluğunun derinleşmesiyle birlikte, bu iki ülke arasındaki rekabetin sertleşmesi kaçınılmaz hale geliyor. Bu durum, İran savaşından hemen sonra, iki ülke arasında potansiyel bir çekişme senaryosunu tetikleyebilir.

Özellikle, Türkiye’nin Katar, Mısır ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle yaşadığı gerilimler ve bu ülkelerin İran’a desteği, Türkiye’yi bölgesel olarak yalnızlaştırmıştı. Aynı dönemde İsrail, Körfez ülkelerinin İran ile yaşadığı krizlerden faydalanarak bölgesel konumunu güçlendirmiş ve İbrahim Anlaşmaları ile daha da etkili bir aktör haline gelmişti. Ancak İran’ın zayıflaması, bu dengeleri tamamen değiştirerek, Türkiye’nin yeniden bölgesel bir oyuncu olarak öne çıkmasını sağlamış durumda.