İletişim Başkanı Burhanettin Duran, uluslararası arenada Türkiye’nin savunmasında keskin bir dil kullanarak, İsrail yönetiminin Türkiye’ye yönelik eleştirilerini ve iddialarını kınadı. Bu durum, Türkiye’nin uluslararası platformdaki duruşunun ve insan haklarına verdiği önemin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Özellikle, Gazze’deki trajik olaylar ve bu konuda uluslararası hukukun ihlal edilmesi, Türkiye’nin bu konudaki hassasiyetini ve kararlılığını ortaya koyuyor.

Duran, Gazze ve Batı Şeria’daki uzun süren çatışmaların, binlerce masum sivilin hayatını kaybettiğini, çocukların açlık ve yoksunlukla mücadele ettiğini ve şehirlerin yıkıma sürüklendiğini vurgulayarak, uluslararası hukuku hiçe sayan bir zihniyetin Türkiye’ye yönelik eleştirilerinin kabul edilemez olduğunu savundu. Bu eleştirilerin, yaşanan insani trajedinin gerçekliğini görmezden gelmek ve karmaşık bir sorunun çözümüne katkı sağlamamak anlamına geldiğini belirtiyor. Duran’ın bu yaklaşımı, Türkiye’nin uluslararası toplum önünde sergilediği adalet ve insan hakları bilincini yansıtıyor.

İletişim Başkanı Duran, özellikle Gazze’de soykırım suçlamasıyla Uluslararası Adalet Divanı'nda yargılananların, insanlığın vicdanı olan Türkiye’ye çamur atmaya çalışmasının, tarihin en büyük tutarsızlıklarından biri olduğunu ifade etti. Bu durum, Türkiye’nin kendi değerlerini ve inançlarını savunurken, eleştirilere karşı da açık ve net bir duruş sergilemesinin önemini hatırlatıyor. İftira ve propaganda, gerçekleri değiştiremeyeceğini ve insanlık vicdanında mahkûm olmuş bir zihniyetin iftiralarının Türkiye’nin duruşunu ve hakikati değiştiremeyeceğini vurguladı.

Son olarak Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, mazlumların sesi olmaya, hakikati savunmaya ve zalimin karşısında durmaya devam edeceğini belirterek, Türkiye’nin kararlılığını ve uluslararası toplumdaki rolünü yeniden teyit etti. Bu duruş, Türkiye’nin insan hakları, adalet ve barış gibi temel değerlere olan bağlılığını gösteriyor ve uluslararası arenada Türkiye’nin itibarını artırıyor.”}p>