Türkiye’nin saat sektörü, son dönemde gözlemlediğimiz gibi, hızla yükselişe geçiyor. Yıllık pazar hacmi 1,5 milyar doların üzerine çıkarak, 8 milyon adedin üzerinde saat satışıyla sektörün dinamiklerini değiştiriyor. TÜSAD verileri, bu büyümenin önümüzdeki yıllarda da devam edeceğine işaret ediyor.
TÜSAD’ın detaylı analizlerine göre, 2023 yılındaki 1,37 milyar dolarlık pazar hacmi, 2025 yılına kadar 1,5 milyar dolara ulaşacak. Bu artış, tüketicilerin saatlere olan ilgisinin yüksek seyretmesi ve pazarın sunduğu çeşitliliğin etkili olmasıyla destekleniyor. İthalat rakamları da dikkat çekici: 2025’te toplam 525,4 milyon doları aşan ithalat tutarı, 2026 sonunda 600 milyon dolar civarına ulaşması bekleniyor.
İthalatın büyük bir bölümü İsviçre’den geliyor; toplam ithalatın %71,3’ünü oluşturuyor. Bu durum, İsviçre saatlerin dünya çapında kalitesini ve prestijini yansıtıyor. Miktar bazında ise %6,8 oranında bir payla Japonya da önemli bir oyuncu. Türkiye’nin saat ihracatı ise 41,4 milyon dolarla sınırlı kalmış, ancak 349 bin 608 adet saat yurt dışına satılmış. Bu durum, yerli üretimin potansiyelini ortaya koyarken, sektörün daha fazla yerli üretimi teşvik etmesi gerektiğini gösteriyor.
Sektör temsilcileri, tüketicilerin saatlere olan yoğun ilgisini, özellikle de hediye alışverişiyle birlikte gözlemliyor. Markaların hikayeleri ve ürünlerin sunduğu benzersiz deneyimler, saatlerin değerini artırıyor. Bu durum, Türkiye’nin uluslararası saat pazarında önemli bir pazardan biri olmasını sağlıyor. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Aydın, TAREKS gibi kontrol sistemlerinin daha hızlı yürütülmesini talep ederek, sektöre olan desteği artırmaya devam ediyor.