Türkiye’nin adalet teşkilatları, uzun süren ve toplumsal kaygı uyandıran iki cinayet davasında önemli bir kilometre taşına ulaştı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in duyurduğu üzere, Kırşehir ve Samsun’da yıllardır çözüme ermeyen, ailelerin umutlarını sönümüş iki dava, titizlikle yürütülen soruşturmalar sonucunda aydınlanmış oldu. Bu başarı, adaletin yılmazlığına ve hassasiyetine bir kez daha ışık tuttu.
Kırşehir’in Akpınar ilçesinde 2016 yılının Şubat ayında meydana gelen Rıza Güzel vakası, uzun yıllar boyunca ailelerin umutlarını sarsan bir kayıp olarak kalmıştı. Başlangıçta kayıp olarak bildirilen Güzel, adli süreçte kasten öldürme şüphesi üzerine soruşturma yürütüldü. Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın koordinasyonuyla yapılan detaylı incelemeler, aile içi gerilimlerin, şüpheli ifadelerin ve delil eksikliklerinin ardından 2026 yılında yeniden ele alınarak kapsamlı bir soruşturma sürecine dönüştürüldü. Bu süreçte, iletişim kayıtlarının dinlenmesi, tanık ifadelerinin alınması, hastane kayıtlarının incelenmesi ve modern teknolojiye dayalı saha çalışmaları, soruşturmanın derinleştirilmesinde kritik rol oynadı.
Soruşturma, sonuç olarak 6 Ekim 2026 tarihinde büyük bir operasyonla noktalanarak, Güzel’in annesi ve çocuklarından oluşan 7 şüpheli göz altına alındı. Şüphelilerin itiraf ve yer gösterme çabaları sonucunda, Köşker köyü arazisinde Güzel’e ait olduğu tespit edilen kemik parçaları bulunmuştu. Bu bulgu, cinayetin çözülmesinde kritik bir unsur olmuş, Levent ve Bülent Güzel tutuklarken, Zeliha Güzel hakkında adli kontrol kararı verilmişti. Diğer şüpheliler ise ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı. Bu olay, adaletin uzun yıllardır bekletilen vakaları çözme konusundaki kararlılığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Samsun’da 2013 yılında meydana gelen Arif Yılmaz cinayeti ise teknolojik gelişmeler ve koordineli çalışmaların gücünü bir kez daha ortaya koydu. Ateşli silahla düzenlenen ve uzun süre faili meçhul kalan cinayet, 2026 yılında yeniden incelenerek modern yöntemlerle aydınlatıldı. Otopside yapılan detaylı incelemeler, Yılmaz’ın yüz kemiklerinde oluşan kırıklar ve iç organlardaki hasarların ateşli silah yaralanmaları sonucu meydana geldiğini ortaya koydu. Geçmişte uygulanan iletişimin dinlenmesi ve kaydının alınması işlemleri, daraltılmış baz çalışması ile birlikte 28 kişi üzerinde yoğunlaştırılarak, Ceyhun Şahin, Hava Erdoğan, Mustafa İnce, Şahin Özdemir, Hayrettin Turan, Sertan Yılmaz, Mehmet Karayaka ve Nesrin Yılmaz gibi isimlerin cinayetin işlenişi hakkında bilgi sahibi olabilecekleri veya olayı gerçekleştirebilecekleri değerlendirilerek yakalanmaları sağlandı. Bu başarı, adalet sisteminin, teknoloji ve istihbaratın etkin kullanımıyla karmaşık vakaları nasıl çözebileceğini gösteren önemli bir örnek teşkil etmektedir.