Eski manken Güzide Duran'ın, eşinden ayrıldıktan sonra Beşiktaş eski başkanı Fikret Orman ile yaşadığı ilişki ve bunun sonucunda çocuklarıyla olan iletişiminde yaşanan sorunlar, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Bu durum, sadece bireysel bir dramın ötesine geçerek, aile hukuku, velayet hakları ve özellikle çocukların duygusal refahı gibi kritik konulara dikkat çekiyor. Duran'ın ‘çocuklarımı göstermiyor’ şeklindeki ifadeleri, mahkeme kararlarına rağmen, velayeti elinde bulunduran eski eşiyle olan iletişimindeki kopukluğu vahiy edici bir şekilde ortaya koyuyor.
Mart ayında 50 bin lira nafaka karşılığında boşanmış olmasına rağmen, mahkeme kararları iki çocuğunun velayetini babaya vermişti. Ancak, Güzide Duran’ın, kız Selin ve oğlu Emir’i uzun süredir görmediğini belirtmesi, durumun ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Duran’ın, bu duruma dair dile getirdiği ‘bir anneyi evlatlarından koparıp, çocuklarının zihninde kötüleyip sonra ‘mutlu baba’ pozları vermek’ şeklindeki çarpıcı ifade, yaşanan karmaşanın boyutunu ortaya koyarken, aile içi ilişkilerde duygusal hassasiyetin ve iletişimin önemini vurguluyor. Bu durum, velayet haklarının sadece yasal bir statü olmadığını, aynı zamanda çocuğun psikolojik sağlığına da doğrudan etki edebileceğini de hatırlatıyor.
Olayın ilginç detayları, Güzide Duran’ın Roma’daki okul kapısında kızının ve oğlunun, anneleriyle görüşmek istememesi üzerine ortaya çıktı. Bu durum, eski eşinin, çocuklarıyla olan iletişimini kontrol etme çabalarının bir göstergesi olarak yorumlanırken, çocukların duygusal ihtiyaçlarının ve tercihlerinin de göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanıyor. Bu noktada, Adnan Aksoy’un, çocuklarını anneleriyle görüştürmediği yönündeki iddialar, olayın karmaşıklığını daha da artırıyor. Bu durum, aile hukukunda velayetin dinamiklerini ve çocukların haklarını koruma mekanizmalarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Güzide Duran’ın, Kasım 2024’te çocuklarını Roma’da babalarıyla bırakıp İstanbul’a döndüğünü ve boşanmadan sonra Fikret Orman ile el ele pozlar verdiği gerçeği, çocukların annesini neden görmediği sorusunu daha da karmaşık hale getiriyor. Bu durum, aile içi ilişkilerde yaşanan karmaşıklığın ve yasal süreçlerin duygusal bağların üzerine nasıl etkilebileceğinin acı bir örneği olarak değerlendiriliyor. Bu olay, aile hukuku, velayet hakları ve özellikle çocukların ruh sağlığı gibi konularda daha fazla tartışma ve araştırmaya ihtiyaç olduğunu gösteriyor.