Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası Adalet Zirvesi İstanbul 2026 kapsamında gerçekleştirdiği önemli bir konuşmada, küresel adaletsizliklerin ve insanlık dramlarının acil çözümlerini talep etti. Gazze'de 3 yıldır devam eden ve tüm dünyanın gözü önünde yaşanan vahşet, uluslararası toplumun tepkisizliğinin açık bir göstergesi olarak değerlendirildi. 11 Ekim 2025'ten beri 1500'den fazla Filistinli'nin hayatını kaybettiği, 5 binden fazla kişinin yaralandığı bu trajik tablo, uluslararası sistemin yetersizliğini ve adalet arayışındaki eksiklikleri gözler önüne serdi.
Türkiye, bu acı olayların ardından, uluslararası hukukun ve insan hakları ilkelerinin gerekliliğini bir kez daha ortaya koyarak, aktif bir rol üstlendi. Uluslararası Adalet Divanı'nda açılan davaya müdahillik başvurusu, İsrail ile ticari ilişkilerin tamamen askıya alınması ve küresel Sumud Filosu'na yönelik silahlı saldırının faillerine kırmızı bülten çıkartılması, Türkiye'nin kararlı duruşunun en belirgin örneklerini oluşturdu. Bu adımlar, Türkiye'nin mazlumun sesini duyuran, haksızlığa karşı duran ve adaletin tecelli etmesini sağlayan bir ülke olduğunu gösterdi.
Günümüz dünyasında, teknolojinin gelişmesiyle birlikte suç faaliyetleri de uluslararası boyut kazanmış durumda. Elektronik para sistemleri, kripto varlıklar ve sosyal medya gibi araçlar, suç örgütleri tarafından kullanılarak, adalet mekanizmalarına karşı yeni bir tehdit oluşturuyor. Bu nedenle, hukukun dışına çıkan her türlü suçu, dünyanın hiçbir yerinde caydırıcı bir şekilde cezalandırmak, uluslararası sistemin meşruiyetini korumak ve güvenliği sağlamak için hayati önem taşıyor. Türkiye, bu konuda da kararlı bir duruş sergilemeye devam edecektir.
Uluslararası sistemin mevcut hali, temsil, işlev ve meşruiyet açısından ciddi sorunlar yaşamaktadır. BM'deki bazı önemli ülkelerin kararlarına bağlı bir yapının adil ve sağlıklı bir şekilde işlev görmesi mümkün olmamaktadır. Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumdadır ve uluslararası mahkemelerin kararları uygulanmamaktadır. Bu nedenle, Türkiye, 'Dünya 5'ten büyüktür' ilkesi doğrultusunda, daha adil bir dünya inşa etmek için çalışmaya devam edecek ve mazlumların haklarını savunmaya devam edecektir. Bu çerçevede, uluslararası platformlarda kimsesizlerin sesi olmayı sürdürecek ve Türkiye'nin insanlık sorumluluklarını yerine getirecektir.