Yemen'deki karmaşık savaş ortamında Pakistan'ın Husilere destek vermesi, Türkiye'nin güvenlik politikaları üzerinde ciddi etkiler yaratma potansiyeli taşıyor. Özellikle İslamabad'ın çatışmaya dahil olması, Türkiye'nin bölgedeki stratejik duruşunu yeniden değerlendirmesine neden oluyor. Eski AKP'li Suat Kınıklıoğlu ve İYİ Parti GİK üyesi emekli Tümgeneral Rafet Kılıç, Pakistan'ın bu hamlesinin Türkiye için oluşturabileceği riskleri ve cevaplanması gereken temel soruları gündeme getirerek dikkatli bir yaklaşım çağrısında bulundu.

Kılıklı, Pakistan'ın Husilere yönelik hava saldırılarına katılımının, çatışmanın kapsamını genişlettiğini ve Türkiye'nin potansiyel olarak üstlenmesi gereken sorumlulukları artırdığını vurguladı. Mevcut durumda, S.Arabistan'ın savunma yardımı taahhüdünün, doğrudan bir savaş operasyonuna dönüşmesi, İslamabad'ın risk profilini yükseltiyor. Bu durum, Yemen'deki yeniden alevlenen çatışmalara dahil olan ülkelerin sayısını artırmasıyla da sonuçlanıyor. Kılıç, Türkiye'nin dış politikasının, kendi milli menfaatlerini gözeterek, başka ülkelerin taleplerine göre şekillenmesi gerektiğini, Türk askerinin hayatının ise gizli anlaşmaların konusu olmaması gerektiğini savundu.

Bu gelişmeler aynı zamanda, Türkiye ile Pakistan ve S.Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın gizli tutulması konusunu da yeniden gündeme getiriyor. Kılıç, bu anlaşmanın TBMM'nin onayına sunulmadan gizli tutulmasının, Türkiye'nin uluslararası sorumluluklarını ve askeri operasyonlardaki riskleri artırabileceğine işaret etti. Anlaşmanın tam metninin kamuoyuna sunulması ve Türkiye'nin yükümlülüklerinin net bir şekilde belirlenmesi gerektiği vurgulandı. Mehmetçik'in güvenliğinin sağlanması ve savaşın tarafı haline gelmemek için gerekli önlemlerin alınması gerektiği savunuldu.

Suriye'nin de S.Arabistan'ın talebi üzerine Yemen'e asker gönderme potansiyeli, bölgedeki gerilimi daha da tırmandırıyor. Riyad'a yönelik Husilerin düzenlediği balistik füze saldırısı, havalimanında hasara neden olmuş ve koalisyon güçleri tarafından etkisiz hale getirilmiştir. Bu tür olaylar, Türkiye'nin bölgedeki müdahale kararlarını etkileme potansiyeline sahip olup olmadığını sorgulatırken, Mehmetçik'in güvenliği ve operasyonel riskler konusunda daha dikkatli bir yaklaşım gerektiğini gösteriyor. Savunma desteği adı altında başlayıp sıcak çatışmaya çekilme riskinin önüne geçilmesi gerektiği, Türk askerinin hayatının öncelikli tutulması gerektiği vurgulanmaktadır.