Avrupa’nın savunma sanayii hevesleri, çarpıcı bir dönüşüme sahne oluyor. Bir zamanlar ortak projelerle global arenada rekabet edeceklerine inandıkları büyük güçlerin, farklı vizyonlar ve çıkarlar çatışması sonucu, büyük bir projeyi dahi sonlandırması, kıtada yeni stratejik hesapların yapıldığını gösteriyor. Bu durum, Avrupa’nın savunma sanayiindeki koordinasyon eksikliğinin ve karmaşıklıklarının bir göstergesi.
Almanya ve Fransa’nın ‘FCAS’ (Future Combat Air System) adını verdiği 6. nesil savaş uçağı projesi, Avrupa’nın en büyük savunma sanayi yatırımlarından biri olarak görülüyordu. Ancak, yazılım ve fikri mülkiyet hakları gibi stratejik alanlarda yaşanan anlaşmazlıklar, projeyi sonlandırılma noktasına getirdi. Fransa’nın ‘tek yetkili’ olma tutumu ve Almanların maliyetleri kontrol altına alma çabaları, projede temel bir tıkanıklığa neden oldu. Avrupa’nın, ortak projelerde uyum içinde çalışabilme konusundaki beceriksizliği, bu başarısızlıkla sonuçlandı.
Bu durum, Avrupa’daki diğer ortak savaş uçağı programlarının da hedeflenen takvimin gerisinde kalmasına yol açtı. Avrupa ülkelerinin, savunma sanayiinde kendi özerkliğini koruma ve teknolojik üstünlük kurma arzusu, ortak projelerin hayata geçirilmesini zorlaştırdı. Avrupa’nın, karmaşık ve çok taraflı projelerde nasıl koordine olacağını gösteren bir sınavın ardından, gözler Türk savunma sanayiine çevrildi. Özellikle, Türkiye’nin geliştirdiği KAAN uçağı, Avrupa’nın yeni ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir çözüm olarak öne çıkıyor.
KAAN’ın 5. nesil olması, Avrupa’nın 6. nesil savaş uçağı için arayışını tetikledi. TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu’nun “Avrupalı ülkeler de 6. nesil savaş uçağı üretebilme hedefinde. Biz de. Ve biz onlardan önce yapacağız” açıklaması, Türkiye’nin bu alandaki teknolojik ilerlemesini ve potansiyelini vurguluyor. Avrupa’nın, KAAN’ın yeteneklerini yakından takip ettiği ve özellikle maliyet etkinliği ve operasyonel kabiliyeti açısından değerlendirdiği tahmin ediliyor. Avrupa’nın acil ihtiyaçları, KAAN’a yönelme eğilimini hızlandırabilir.
Akademisyen Barın Kayaoğlu, FCAS’ın başarısızlığının, dünya genelinde artan jeopolitik belirsizliklerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. İspanya’nın HÜRJET projesi ve KAAN’ın geliştirilmesi gibi gelişmeler, Avrupa ülkelerinin savunma sanayi stratejilerini yeniden şekillendirebilir. Kayaoğlu’na göre, Avrupa’nın, ABD’nin F-35 projesine olan bağımlılığını azaltma ve kendi yeteneklerini geliştirme çabaları, KAAN gibi projeler aracılığıyla desteklenebilir.