Yalova'da yaşanan ve müzik dünyasını derinden sarsan trajediye ilişkin mahkeme, önemli bir karar açıkladı. Sanatçı Güllü'nün ani ve beklenmedik ölümü, aynı zamanda bir aile içi gerilimin de fitilini ateşlemişti. Şimdi, uzun süren yargılama sonucunda, kızı Tuğyan Ülkem Gülter, bu olayla ilgili suçlamaları kabul ederek, ağır bir cezayla sonuçlandı. Mahkeme heyeti, sanığın, ölümün gerçekleşmesine doğrudan katkıda bulunduğu ve olay sırasında irrasyonel davranışlar sergileyerek durumu daha da karmaşık hale getirdiği gerekçesiyle, ‘tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmetti.

Davanın ikinci duruşmasında sunulan deliller, özellikle sanığın olay gecesi yaşadığı tartışmaları ve eylemleri hakkında önemli ipuçları vermiştir. Avukatların mahkemeye sunduğu güvenlik kamerası görüntüleri, sanığın, olay anında annesine yönelik söylediği ifadelerin ve ardından yaşananların detaylarını ortaya koymuştur. Bu ifadeler, sanığın, annesiyle arasında yaşanan gerginliğin, ölümün gerçekleşmesine zemin hazırlayan bir faktör olduğu yönündeki şüpheleri güçlendirmiştir. Sanığın, olay sırasında annesini tutmaya çalışırken, dengesini kaybederek düşmesine neden olduğu iddiaları, mahkeme tarafından delil olarak değerlendirilmiştir.

Sanığın savunması, olay sırasında yaşananların yanlış anlaşılma sonucu ortaya çıktığını ve herhangi bir kastin olmadığı yönündeydi. Sanık, annesinin düşmesine doğrudan sebebiyet verdiğini kabul etmese de, olay sonrası pişmanlık duygularını dile getirerek, annesinin kaybıyla ilgili acısını ifade etmiştir. Sanığın, annesini lekelemekten ve ailesini üzmekten duyduğu üzüntüyü dile getirmesi, mahkeme heyetinin kararını etkileyen önemli bir unsur olmuş olabilir. Sanığın, iftira atıldığını iddia etmesi ve ilahi adalete inanması, savunmasının duygusal boyutunu vurgulamıştır.

<

Mahkemenin bu kararı, hem aile içinde hem de kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştır. Bu olay, aile içi ilişkilerin hassasiyetini ve duygusal dengenin önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Aynı zamanda, sanığın cezası, Türkiye'de yaşanan benzer olaylarda yargılamaların ve cezanın nasıl belirlendiği konusunda önemli bir örnek teşkil etmektedir. Bu karmaşık ve üzücü olay, hukuk sisteminin adil ve hızlı bir şekilde sonuçlanması gerektiğini bir kez daha kanıtlamıştır.