Uluslararası Adalet Zirvesi’nin heyecan verici atmosferinde, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, adalet anlayışını ve küresel hukukun geleceğini tartışırken çarpıcı ifadeler kullandı. Çırağan Sarayı’ndaki bu önemli platformda, adaletin sadece bir kavram olmadığını, insanlığın ortak sorumluluğu olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, mevcut sistemin kırılganlığını da göz ardı etmedi.
Erdoğan, zirveye, ‘Adaletin Geleceği: İnsanlık İçin Ortak Sorumluluk’ temasıyla başlayan tartışmalara, hakkaniyet, eşitlik ve mükafat-mücazat dengesi gibi temel adalet ilkelerinin bugün neredeyse tamamen unutulduğunu belirterek katıldı. ‘Vicdan ve hakkaniyetin terk edildiği yerde adalet olmaz,’ ‘Kanun önünde eşitliğin göz ardı edildiği bir hukuk sisteminde adalet olmaz,’ ‘Mükafat ve mücazat dengesinin iyi kurulmadığı bir ortamda adalet kendisine yer bulamaz,’ sözleriyle adaletin ne anlama geldiğini ve hangi koşullarda ortaya çıkabileceğini net bir şekilde ifade etti. Bu sözler, adalet anlayışına yeni bir bakış açısı getiren, aynı zamanda mevcut sistemin çöküşe doğru sürüklenmiş olabileceğine dair bir uyarı niteliğindeydi.
Zirveye katılımıyla birlikte, Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası sistemin karmaşık ve sorunlu yapısına da dikkat çekti. ‘Devletin en temel sorumluluğu nasıl ki adaleti tesis etmekse, kural ve ilke temelli olduğu iddia edilen uluslararası sistemin asli misyonu küresel barış ve güvenliği tesis etmektir,’ diyerek, uluslararası hukukun uygulanmasının ve uluslararası sistemin işlev görmesinin önemini vurguladı. Ancak, Birleşmiş Milletler’in veto imtiyazlı yapısı ve uluslararası anlaşmaların ihlal edilmesi gibi konular, Erdoğan’ın eleştirilerinin merkezine yerleşti. ‘190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 üyenin kararlarına bağlı olduğu bir yapının adil ve sağlıklı olmadığını,’ ‘Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda,’ ‘Uluslararası mahkemelerin kararları uygulanamıyor,’ ifadeleri, uluslararası sistemin çöküşüyle ilgili endişeleri artırdı.