Avrupa kıtası, gençlerin toplumsal eşitsizliklere karşı gösterdiği yoğun ve etkili tepkilerle sarsılıyor. Fransa’da uzun süredir devam eden eğitim sistemi reformlarına ve bütçe kesintilerine karşı başlatılan protestolar, son dönemde sınırları aşarak farklı ülkelerde de benzer hareketlerin doğmasına neden oldu. Bu durum, eğitim ve sosyal adaletin sağlanması konusunda ciddi bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Fransa’da, liselerin sokaklara dökülmesi, sadece bir protesto eylemi olmanın ötesinde, toplumun temel değerleri ve yetkililerle olan ilişkileri üzerine derin bir sorgulama başlatıyor. Özellikle Paris’teki Bastille Meydanı’nda toplanan 25 bin öğrencilerin tarihi anıtları tırmanarak slogan atması, sadece güvenlik güçleriyle çatışmaya yol açmakla kalmadı, aynı zamanda gençlerin sesinin duyulmasının ve kamuoyunun bu sesin öneminin farkına varmasının da bir göstergesi oldu. Kamuoyu araştırmaları, Fransız halkının büyük bir çoğunluğunun bu direnişi haklı bulduğunu gösteriyor, bu da hareketin toplumsal destekle dolu olduğunu ortaya koyuyor.

Bu durum, Belçika’ya da yayıldı. Fransızca konuşulan bölgelerde eğitim tasarrufları protesto eden öğrenciler, Liège kentinde şiddetli olaylara sahne oldu. Bu olaylar, güvenlik güçlerinin kontrolünü kaybetmesine ve acil durum uyarı sisteminin devreye sokulmasına yol açtı. Kentte yaşanan yağma, yangınlar ve sokağa çıkma kısıtlamaları, yönetim açısından ciddi bir güvenlik sorunu yaratırken, aynı zamanda toplumsal gerginliği de artırmıştı. Savcılık, sosyal medyada yayılan tehlikeli iddialara karşı harekete geçerek, şiddet vakalarına ve korku salan hesaplara karşı “sıfır tolerans” politikası uyguladı.

İspanya’da ise konut krizi, gençlerin öfkesini patlatacak bir noktaya ulaştı. 87 yaşındaki bir kadının tahliyesi gibi trajik olaylar, Pedro Sánchez hükümetinin erken seçim kararı almasına neden oldu. Şimdi, gençlerin “Barınma bir hak satılık mal değildir” sloganıyla Madrid, Barselona ve Valensiya gibi büyük şehirlerde düzenlediği dev yürüyüşleri, konut sorununa dikkat çekmenin yanı sıra, sosyal adaletin sağlanması için bir araya gelmenin de sembolü haline geldi. Bu hareket, Avrupa’daki diğer gençlerin de benzer eylemlere geçmesinde etkili olabilir.