Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) en son bulguları, atmosfer ve okyanus sistemlerinin karmaşık bir senaryosunu ortaya koyuyor. Bu yıl, tarihleri aydınlatan, kayıtlardaki en güçlü El Nino olayıyla karşı karşıya olacağız. Okyanusların yüzey sıcaklıklarındaki bu aşırı yükseliş, sadece hava durumu tahminlerini değil, aynı zamanda küresel ekonominin ve doğal kaynakların dengesini de derinden etkileme potansiyeline sahip.

WMO’nun tahminleri, deniz suyu sıcaklıklarının normalin 2 derece üzerine çıkacağını ve bu durumun yılın son üç ayında normalin 3,7 derece üzerinde zirve yapabileceğini gösteriyor. Bu, El Nino’nun ‘çok güçlü’ olarak sınıflandırılmasının temel nedenlerinden biri. Genel Sekreter Celeste Saulo, bu durumu çarpıcı bir şekilde tanımlarken, ‘Beslendiği okyanus, şimdiye kadar ölçtüğümüz en sıcak okyanus. Açığa çıkabilecek daha fazla ısı var’ ifadesini kullandı. Bu durum, iklim bilimcileri için büyük bir uyarı niteliğinde, atmosfer ve okyanuslar arasındaki etkileşimlerin ne kadar hassas olduğunu gözler önüne seriyor.

El Nino’nun etkileri, sadece sıcaklıkların artmasıyla sınırlı değil. Pasifik Okyanusu’ndaki bu olay, dünyanın dört bir yanındaki hava koşullarında önemli değişikliklere yol açıyor. Avustralya, Güneydoğu Asya, ABD’nin kuzeyi ve Kanada gibi bölgelerde daha sıcak ve kurak koşullar yaşanırken, ABD’nin güneyi, Şili, Arjantin ve Doğu Afrika’da sel riski artıyor. Bu durum, tarımsal üretim üzerinde ciddi baskılar yaratıyor. Örneğin, Brezilya’daki yoğun yağışlar, şeker kamışının hasadını engelliyor ve gelecek yılın arabica kahve üretimine ilişkin endişeleri artırıyor. Aynı zamanda, dünyanın en büyük palm yağı üreticisi Endonezya’da yaşanan kuraklık ve yangınlar, bölgedeki ekosistemleri tehdit ediyor ve Malezya’da milyonlarca öğrencinin evde kalmasına neden oluyor.