Türkiye’nin hukuk sahnesine damgasını vurmuş, uzun yıllar boyunca işçi sınıfının ve sendikacıların sesi olmuş Alp Selek, 95 yıllık yaşamının son noktasında aramızdan ayrılmıştır. Siyasi arenada, adalete olan inancıyla ve cesaretiyle öne çıkmış, pek çok önemli davada savunuculuğu yaparak adil yargılanma hakkının önemini vurgulamıştır. Selek’in mirası, sadece hukuki başarılarıyla değil, aynı zamanda sosyal ve politik mücadelelerdeki duruşuyla da gelecek nesillere ilham kaynağı olmaya devam edecektir.
Alp Selek’in hayatı, 1931 yılında İstanbul’da başlamış ve 70 yılı aşkın bir süre boyunca, işçilerin ve siyasi süreçlerde yargılananların hak savunuculuğu yaparak şekillenmiştir. Özellikle Kavel Direnişi’nde tutuklanan işçilerin savunmalarını üstlenmesi, 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerindeki siyasi davalarda gösterdiği dayanıklılık, Türkiye’nin hukuk tarihine önemli bir katkı sağlamıştır. TİP’in kurucularından Cemal Hakkı Selek’in oğluna yetişmesi, sosyalist hareketin ruhunu ve değerlerini bir sonraki nesile aktarmada önemli bir rol oynamıştır.
Selek’in hikayesi, sadece başarılarıyla değil, yaşadığı zorluklarla da doludur. 12 Eylül sonrasında 4,5 yıl cezaevinde geçirdiği süreç, avukatlık hakkının elinden alınmasıyla birlikte, hukukun üstünlüğüne olan inancını daha da pekiştirmiştir. Yürttüğü hukuki mücadele sayesinde İstanbul Barosu’na yeniden kaydolabilmesi, yılmazlığını ve azmini tüm dünyaya göstermiştir. Yaşamının son yıllarında kızının, Pınar Selek’in Mısır Çarşısı davasındaki avukatlığını üstlenmesi, Selek’in adalet ve eşitlik mücadelesinin farklı alanlara yayılmasının bir örneği olarak kabul edilebilir.
Alp Selek’in cenaze töreni, 10 Ekim Cumartesi günü saat 12.00’de İstanbul Barosu’nda düzenlenecektir. Bu anlamlı günde, Selek’in hayatına ve mücadelesine saygılarını sunmak ve onun mirasını gelecek nesillere aktarmak için bir araya geleceğiz. Selek’in vasiyeti, adalet ve eşitlik için mücadele etmeye devam etmektir. Bu nedenle, onun anıtı, Türkiye’nin sosyal ve politik hafızasında sonsuza kadar canlı kalacaktır.