TBMM Genel Kurulunda yaşanan gerilim, Sermaye Piyasaları Genel Bilgilendirmesi sonrası yoğunlaştı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın açıklamaları ardından, EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, önemli bir tartışma zemini yarattı. Bayhan’ın, ülkenin işçilerinin iktidara olan güvenini sorgulayan konuşması, siyaset kulislerinde büyük yankı uyandırdı.

Konuşmasında Bayhan, özellikle ‘fon krizi’ olarak adlandırılan sermaye piyasalarındaki sorunlara dikkat çekerek, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a doğrudan sorular sorarak, işçilerin ve emekçilerin bu duruma nasıl baktığını, iktidarın bu konuya ne gibi çözümler ürettiğini talep etti. Bayhan, Yılmaz’ın açıklamalarının, milyonlarca emekçinin beklentilerini karşılamadığını ve bu nedenle güvenin sarsıldığını savundu. Özellikle, 1994 yılında Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı bir konuşmaya atıfta bulunarak, yönetimlerdeki hırsızlıkların nasıl yukarıdan aşağıya doğru ilerlediğini vurguladı.

Bayhan’ın eleştirileri, sermaye ve kapitalizm kavramlarını kullanarak, iktidarın bu sistemlere olan bağlılığını ve bu sistemlerin emekçiler üzerindeki olumsuz etkilerini de içeren kapsamlı bir eleştiriye dönüştü. ‘Sermayenin ve kapitalizmin karşısında beyinlerini ve ruhlarını kâra, ranta, faize kiralamış olanların, teslim etmiş olanların kimseye ahlak ve hukuk dersi vermeye hakkı yoktur’ diyerek, iktidarın bu yaklaşımını sert bir dille eleştirdi. Ayrıca, borsalar ve bankaların emekçiler için vampir gibi çalıştığını ve bu durumun iktidarın sorumluluğunda olduğunu vurguladı.

Konuşmasının sonunda Bayhan, asgari ücretliler, emekliler, emeklilik mağdurları, kamu işçileri, kredi mağdurları, küçük üreticiler ve köylüler gibi geniş bir kesime seslendi. Bu kesimlerin yaşadığı sorunlara dikkat çekerek, ‘Kaynak yok’ ve ‘Ekonomi batar’ gibi söylemlere karşı sert bir tepki gösterdi. Bayhan, bu grupların haklarını savunmak ve iktidardan hesap sorabilmek için bir araya gelmeleri gerektiğini vurgulayarak, işçi sınıfının güçlenmesini ve toplumsal adaletin sağlanmasını hedeflediğini belirtti. Konuşması, işçi sınıfının beklentilerini ve iktidarla aralarındaki gerilimi gözler önüne seren önemli bir siyasi tartışma başlatmış oldu.