Türkiye’nin Kafkaslar üzerindeki diplomasisi ve barış süreçleri hakkında dikkat çekici bir değerlendirme yapan Garo Paylan, son zamanlarda Ermenistan’da yaşadığı tartışmalı bir olayın ardından önemli açıklamalar yaptı. Washington’da üç yıldır ikamet eden ve Kafkasya’daki barış çabalarına katkı sağlamaya çalışan Paylan, yaşananlara ışık tutarken, bölgedeki potansiyel riskleri ve stratejik hamleleri değerlendirdi. Bu durum, Türkiye’nin bölgedeki rolü ve dış politika hedefleri hakkında önemli soruları beraberinde getiriyor.

Ermenistan’ın başkentinde, Türkçe konuşmaktan kaynaklandığı iddia edilen bir durum üzerine yaşanan olay, Paylan’ın bölgedeki tutumunu ve perspektifini daha da belirginleştirdi. Olayın, uzun süredir devam eden Türkiye-Ermenistan ilişkileri ve normalleşme çabaları bağlamında ne anlama geldiği sorgulanırken, Paylan, mevcut ön yargıların ve uzun yıllardır süren kopukluğun aşılması gerektiğini vurguladı. “Sınırın her iki tarafında da ciddi ön yargılar var. Yüz yıllık kopukluğun üç günde bitmesini bekleyemeyiz” sözleri, diyalog ve anlayışın önemini bir kez daha ortaya koydu.

Paylan, yaşanan olayın ardından, bölgede “Kafkasya’da ikinci bir Yalta Zirvesi riski” olduğunu vurgulayarak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump’ın benzer bir anlaşma yapabileceği endişesini dile getirdi. Bu senaryo, özellikle Batı’nın Orta Asya enerji kaynaklarına ulaşma hedefleri ve Ermenistan ve Azerbaycan’ın stratejik önemi açısından kritik bir durum oluşturuyor. Geçmişte Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki anlaşmazlıkların Rusya’nın bölgesel hegemonyası için bir araç olarak kullanılması, bölgedeki jeopolitik dengelerin karmaşıklığını gözler önüne serdi.

Paylan’ın açıklamaları, Türkiye’nin dış politika stratejileri ve bölgesel etkileri üzerine önemli soruları da beraberinde getiriyor. Rusya’nın hem Ermenistan’a hem de Azerbaycan’a silah satarak bölgedeki hegemonyasını sürdürdüğü, Türkiye’nin ise bu durumu bozmak için tarihi bir fırsat penceresine sahip olduğu vurgulandı. Ancak Ankara’nın adımlarının daha hızlı ve kararlı atması gerektiği, aksi takdirde bölgede yeni bir istikrarsızlık ortamı oluşabileceği belirtildi. Ayrıca, Türkiye’nin Ermenistan’a yaklaşımında, bazı kesimler tarafından “ağırkanlı” olarak değerlendirilen kısa vadeli bakış açısının, uzun vadeli barış ve diyalog hedeflerine ulaşılmasını engelleyebileceği uyarısı yapıldı.