Türkiye’nin maden sektöründe güvenliğin sağlanması, son yıllarda yaşanan acı olaylar nedeniyle tartışma konusu olmuş durumda. Soma maden faciası, denetimlerin yeterliliği ve bu denetimlerin uygulanması konusunda ciddi endişeler yaratmıştır. Mevzuatta belirlenen ruhsat gruplarına göre farklı aralıklarla yapılan denetimlerin etkinliği, uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından sürekli olarak sorgulanmaktadır. Bu bağlamda, son veriler ve raporlar, denetim süreçlerindeki potansiyel zayıflıkları ortaya koymaktadır.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verilerine göre, 2025 yılı başından 31 Ağustos 2026 tarihine kadar ülke genelinde 15 bin 134 adet ruhsat sahası mahalli tetkiklerle incelenmiştir. Bu süreçte, Maden Yasası’nın ilgili maddeleri gereği 1.702 ruhsat sahasının faaliyetleri durdurulmuş, 801 adet ruhsat da iptal edilmiştir. Ancak, iptal edilen ruhsat sahalarında, faaliyetlerin yeniden başlaması için gerekli hazırlıklar tamamlanana kadar üretime geçiş kesinlikle engellenmiştir. Bu durum, denetimlerin sadece mevcut riskleri tespit etmekle kalmayıp, aynı zamanda gelecekteki riskleri de önleme konusunda etkili olup olmadığını sorgulamaktadır.
Sayıştay’ın MAPEG’e ait denetim raporu, denetim süreçlerinde önemli eleştiriler içermektedir. Raporda, 2025 yılında toplam 9 bin 297 ruhsat sahasında denetim yapıldığı, bu denetimlerin büyük ölçüde geçici görevlendirme personeli tarafından gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Teknik personel sayısı ise 271 olarak kaydolan, 307 mühendisinin mahalli tetkiklerde görev aldığı ifade edilmiştir. Ancak, raporun dikkat çeken bir diğer noktası, denetim personeline ayrılan kaynakların, denetim faaliyetleri dışında da kullanılıyor olmasıdır; yani, denetim göreviyle birlikte diğer işlerde de görevlendirilen personel, denetim faaliyetlerini de bu şekilde yürütmektedir. Bu durum, denetimlerin odaklanmasını ve etkinliğini olumsuz etkileyebilmektedir.
Rapor ayrıca, Maden Yasası’nda yer alan “daimi nezaretçi” görevine son verme yetkisinin, madencilik faaliyetini yürüten işverene ait olması nedeniyle, bu görevlinin etkinliğini azaltma riskine işaret etmektedir. Denetim görevini ifa eden personelin, denetlediği kişi tarafından her an görevden alınabilecek durumda olması, denetimin doğasına aykırı bir durum olarak değerlendirilmektedir. Bu durum, denetimlerin güvenilirliğini ve tarafsızlığını zedeleyebilir. Bu nedenle, madenlerdeki güvenlik denetimlerinin etkinliği, sadece mevcut risklerin tespit edilmesiyle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda denetim süreçlerinin yapısı, denetim personeline ayrılan kaynaklar ve denetimin bağımsızlığı gibi unsurların da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.