Devletin kurumları, uzun süredir göz ardı edilen yapısal sorunların ve etkin yönetim eksikliğinin acı sonuçlarını yaşamaya başladı. Özellikle enerji ve ulaşım sektörlerindeki büyük kuruluşlar, hedeflerine ulaşmakta zorlanırken, devasa zarar rakamlarıyla dikkat çekiyor. Türkiye Elektrik Dağıtım Şirketi (TEDAŞ) gibi kritik bir kurum, 2025 yılına kiralık bir gemi gibi girdi ve 501 milyon liralık bir açıkla yılı tamamladı. Bu durum, vatandaşların elektrik faturalarındaki artışının ardındaki nedenlerden sadece birini daha somutlaştırıyor.

Benzer bir tablo, Devlet Demir Yolları (TCDD) Taşımacılık Şirketi’nin faaliyetleri için de geçerli. Kuruluşun 283 milyon yolcuya hizmet verme iddiası, günümüzün gerçekleriyle çelişiyor ve şirketin 14 milyar 411 milyon 49 bin lira zarara ulaşmasına neden oluyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın iddialarına rağmen, TCDD’nin operasyonel verimliliği ve yolcu kapasitesi ciddi bir sorun olarak karşımızda duruyor. Bu durum, ülke genelindeki ulaşım ağının etkinliğini ve verimliliğini doğrudan olumsuz etkilemektedir.

İki kurumun toplam zararının 50 milyar lirayı aşması, devletin mali yapısı üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. Bu durum, kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması ve kurumların yeniden yapılandırılması gerektiği yönünde güçlü sinyaller veriyor. Özellikle özelleştirme politikalarının, sadece gelir elde etmek amacıyla değil, aynı zamanda yönetimsel ve operasyonel iyileştirmeleri de içeren kapsamlı bir reform sürecinin parçası olması gerekiyor.

Bu kriz, kamu kurumlarının yönetiminde şeffaflığın, hesap verebilirliğin ve etkin denetimin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Devletin, stratejik öneme sahip işletmelerini başarıya ulaştırmak için uzun vadeli planlar yapması, teknolojik yatırımlar yapması ve iş süreçlerini iyileştirmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, devletin mali durumu daha da kritik bir hal alacak ve ülke ekonomisi üzerinde olumsuz etkiler yaratacaktır.