Kuzey Amerika’nın Virginia eyaletine bağlı askeri bir derginin yayınlamış olduğu son rapor, Orta Doğu’daki askeri operasyonlar arenaında beklenmedik bir dönüm noktası sunuyor. Derginin konuya hakim olan bir analisti, ABD’nin uzun yıllardır Orta Doğu’daki hava harekatlarını yöneten CAOC (Combined Air Operations Center) ile yaşanan doğrudan etkileşimin, savaşın ilk günlerinde büyük boyutlarda olduğunu vurguluyor. Bu durum, bölgedeki güvenlik stratejileri üzerinde ciddi sorgulamalara yol açıyor.

Rapor, İran’ın, çatışmanın ilk anlarında Katar’daki El Udeid Hava Üssü’nde bulunan CAOC merkezine gerçekleştirdiği çoklu füze saldırılarının, tesisin operasyonel yeteneklerini tamamen devre dışı bıraktığını belirtiyor. Bu saldırıların, ABD ordusunun önceden hazırlıklı olduğunu ve bu ihtimali dikkate alarak hava harekatlarını Güney Carolina’daki Shaw Hava Kuvvetleri Üssü’nden yönetmeye başladığını ortaya koyuyor. Ek olarak, çatışmaların başlaması öncesinde merkezde görevli personelin, güvenlik kaygılarını gidermek amacıyla başka operasyonel bölgelere tahsis edildiği bilgisi de yer alıyor.

ABD yönetimi ve Merkezi Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), CAOC’un uğradığı hasarın boyutları hakkında henüz resmi bir açıklama yapmamış durumda. Ancak, CENTCOM’un bu konuya ilişkin gelen sorulara yanıt vermekten kaçınması, durumun hassasiyetini ve ABD’nin stratejik konumu hakkında belirsizlikleri gözler önüne seriyor. Bu durum, bölgedeki diğer aktörler için de önemli bir belirsizlik yaratıyor.

İran’ın, 28 Şubat’ta başlatılan ve 8 Nisan’da geçici bir anlaşmayla sona eren İsrail-İran arasındaki çatışma sürecinde, İsrail ve ABD’nin ortaklaşa gerçekleştirdiği 100’den fazla füze ve insansız hava aracı saldırıları, bölgedeki askeri üsleri ve çeşitli hedefleri hedef almıştı. Bu saldırılar, CAOC’un zayıflığına da yol açmış ve ABD’nin Orta Doğu’daki operasyonel stratejisinde önemli bir revizyona neden olmuş durumda. Rapor, bu gelişmelerin, bölgedeki güç dengesini ve gelecekteki çatışma senaryolarını derinden etkileyeceğini öngörüyor.”}