Şişli'nin kalbinden yükselen bir ses, TBMM'nin yeni yasama yılına eşlik ediyor. Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, meclis kapılarından yansıyan düşüncelerini, “Sığamıyorum… On iki metrekare” başlığıyla başlayan bir paylaşımla duyurdu. Bu paylaşımla başlayan söylem, sadece bir bireyin çaresizliğini değil, ülkenin karşı karşıya olduğu derin sorunlara da işaret ediyordu. Şahan, hem siyasi partilere hem de topluma, bir araya gelerek demokratik bir düzen kurma sorumluluğunu hatırlatan güçlü bir mesaj gönderdi.
Cezaevinin duvarları arasında geçirdiği zaman, Şahan’ın iç dünyasında farklı bir perspektif oluştu. “Bir sağa yürüyorum, bir sola. Eskiden başım dönerdi, şimdi dönmüyor. Çünkü buradan baktığımda gördüğüm dört duvar değil, memleket” sözleriyle, tutsak bir belediye başkanının, ülkesine duyduğu sorumluluğu ve umudu bir arada ifade etti. Şişli’de yaşanan bir emlak müteahhidinin ve genç bir anayurt edinicisinin hayatını kaybetmesi üzerine, “Biri onurunu, öbürü geleceğini kaybettiğine yanan iki insan. İki kuşak, iki çaresizlik” diyerek, toplumsal eşitsizliklerin ve şiddetin acı sonuçlarını gözler önüne serdi. Bu trajik olay, Şahan’ın düşüncelerini daha da derinden etkiledi ve yolsuzluk, adaletsizlik ve geleceğe dair umutsuzluk gibi konulara odaklanmasına neden oldu.
Fonlarla ilgili yolsuzluk iddialarına ilişkin yaptığı açıklamalar, dikkatleri üzerine çekti. “Tarihimizde görülmemiş ölçekte bir yolsuzlukla, fonlarla soyulmuş. Siyaset de bunun tam ortasında kalmış ama asıl soru sorulmamış. Bu sistem nasıl kurulmuş, nasıl ayakta kalmış? Üç beş isim gözden çıkarılmış, arınıyoruz denmiş. Sanki böyle hesap sorulurmuş gibi...” şeklinde ifadelerle, sistemdeki derin sorunlara ve hesap verebilirlik eksikliğine işaret etti. Bir milyondan fazla sosyal medya hesabının kapatılması, gazetecilerin ve sanatçıların susturulması gibi olaylar, ifade özgürlüğüne ve demokratik değerlere yönelik ciddi bir tehdidi ortaya koyuyordu. ‘Ben yalnızca kentime hizmet peşindeyim…’ gibi klişe ifadelerle maskelenen, gerçekte korkunun kılıfı haline gelmiş olan politikaları eleştirerek, insanlığın geleceği için önemli bir uyarı yayınladı.
Şahan, seçilmişlerin tutukluluğu konusundaki görüşlerini de çarpıcı bir dille ifade etti. “Susmayanlarsa tutsak. Onlarla birlikte milletin iradesi de. Sandıktan çıkan umut, seçilmeyenlerin eline geçmiş. Onlar da o koltukları anasının ak sütü gibi helal saymış. Vekil olduklarını çoktan unutmuş, sırtlarını yasladıkları duvarların kendilerini o koltuklara sığdıracağına inanmış.” diyerek, meşruiyetin ve iktidarın temel ilkelerini sorguladı. Barışa dair beklentilerini ise şöyle özetledi: “Ve hiçbir duvarın ardına sığmayan o umut: Barış… Bu toprakların belki de en önemli eşiği. Yüz yıllık bir yaranın kapanabileceğine dair bir ihtimal.” Bu umudu desteklemek için, iç cepheci yaklaşımları, ortak gelecek sözlerini oyalamayı ve farklı toplulukları görmezden gelmeyi reddetti. Şahan, barışın sadece bir vaat olmadığını, aynı zamanda tüm toplumu kucaklayan, ortak değerlere dayalı bir geleceğin inşası olduğunu vurguladı.”}id=