Türkiye’nin gündemine uzun süredir yer tutan, 20 yıldır çözülemeyen bir cinayet vakası, son gelişmelerle büyük bir dönüşüme uğradı. Bafra’da 2006 yılında Ozan Çayı’nda bulunmuş ve kimliği belirlenemeyen kadının cesedi, adeta bir gizem olarak kalmıştı. Şimdi, 20 yıllık bekleyiş sona erdi ve adalet arayışı, karmaşık bir süreç sonunda tamamlanma noktasına geldi.

İl Jandarma Komutanlığı’nın başlattığı yeniden soruşturma, 7.65 milimetre çapında mermiyle başından vurulmuş bir kadının cesedinin, 29 yaşında hayatını kaybetmesine rağmen 20 yıl sonra aydınlatılmasına olanak sağladı. Bu süreçte, detaylı DNA analizleri ve titiz soruşturmalar sonucunda, Gülcan Yazıcı’nın cinayetinin zanlılarının kimliğinin tespit edilmesi, adalet için kritik bir adım oldu. Zanlılar arasında, kurbanın kardeşi N.Y., eskiden dini nikahla birlikte yaşadığı Osman O. ve onun çocukları olan Sultan O. yer alıyordu.

Soruşturmanın merkezinde, Yazıcı’nın 17 Kasım 2005 tarihinde kızının doğum günü sebebiyle Yalova’dan Bafra’ya geldiği ve burada çocuklarıyla kısa bir süre geçirdiği bilgileri yer alıyordu. Tanık ifadelerine göre, Yazıcı, kızı Sultan’ı ziyaret ettikten sonra, birkaç gün sonra bir telefon numarası vererek köyden ayrıldı. Bu ayrılık, cinayetin ardındaki karmaşık ilişkileri ortaya koyarken, soruşturma ekiplerinin dikkatini bu yöne çekti. Osman O., kızı çocuklarına bakmak için arkadaşı Bayram A.’dan yardım istemiş, ancak bu durum, cinayetin ardındaki komploları daha da karmaşık hale getirmişti.

Ozan Mahallesi’nde bulunan Nejdet Demir (72) gibi, cinayetin ilk ihbarını yapan tanıklar da olayla ilgili çarpıcı ifadelerde bulundu. Demir, balık tutarken cesedi fark ettiğini ve jandarma ile savcıların gelerek gerekli işlemleri yaptığını aktardı. Fatih Demir (43) ise cesedin suyun içerisinden traktörle çıkarılması sürecini anlatırken, olayın nasıl ortaya çıktığı ve cesedin nereye sürüklendiği konusunda kesin bir bilgiye ulaşamadığını dile getirdi. Bu durum, soruşturmanın hala gizemli unsurlar barındırdığını gösterirken, adaletin yerini bulması için daha fazla çalışmanın gerekliliğini vurguluyor.