Veysel Şahin’in hayatı, doğumundan itibaren engelliğin gölgesinde ilerliyor. Bebekliğinden itibaren yaşadığı sağlık sorunları, oğluna kalıcı bir farklılık getirmiş. Ancak bu farklılık, ailenin yaşamını sadece zorlu değil, aynı zamanda yasal haklardan mahrum bırakacak bir karmaşaya da sürüklüyor.

Orhan Şahin, oğlunun hayatının her anında onunla birlikte olduğunu ve bu sorumluluğun ağır bir yük olduğunu vurguluyor. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na başvurduğu ilk gün aldığı ‘bakım sorumluluğu’ cevabını yıllar sonra hala anlamlandıramıyor. 19 yaşına ulaşan Veysel için, engelli aylığı almak, sadece bir hak talebinden öte, devletin sosyal güvenlik sisteminin temel prensiplerine dair bir sorgulamadır. Ailenin geçimini tek bir birey üstlenirken, bu süreçte oğlunun ihtiyaçlarına cevap bulmak, büyük bir çaba ve fedakarlık gerektiriyor.

Orhan Şahin’in hikayesi, 10 kişilik bir ailenin geçimini tek başına sağlamaya çalışırken yaşadığı zorlukları çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Bu zorluklar, sadece ekonomik değil, aynı zamanda psikolojik ve duygusal açıdan da aile için büyük bir yük oluşturuyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın personeli olarak, Orhan Şahin, kendi kurumundaki bir çalışanın durumuna nasıl bakılabileceğini soruyor. Bu soru, devletin engelli vatandaşlarına yönelik yaklaşımında ciddi bir eksiklik olduğunu işaret ediyor.

Şahin ailesi, Veysel’in durumunun yeniden incelenmesini ve bu adaletsizliğin nedenlerinin açıkça ortaya konulmasını talep ediyor. Bu durum, sadece Şahin ailesi için değil, benzer sorunlar yaşayan tüm engelli vatandaşlar için bir uyarı niteliğindedir. Devletin, sosyal güvenlik sistemini daha şeffaf, adil ve erişilebilir hale getirme konusunda acil adımlar atması gerektiği açıkça ortaya konulmalıdır. Bu, sadece bir ailenin değil, tüm toplumun geleceği için de önemli bir yatırım olacaktır.