MHP lideri Devlet Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki içsel gerilimlerin, bir ‘mutlak butlan’ kararıyla beraber, ne yazık ki çözümsüzlüğün derinliklerine doğru sürüklenmesini acı bir şekilde gözlemlemektedir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin, sorumlu bir siyasi anlayışın gereği olarak, taraflara uzlaşma ve diyalog çağrıları, ne yazık ki bu sürece kadar yanıt bulmamıştır. CHP içerisindeki, öncelikli olarak taraflar arasındaki çatışma, daha sonra da bir yol ayrımına dönüşen iç çekişmeler, partinin kurumsallığı için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.
Bahçeli’nin değerlendirmeleri, 21 Mayıs 2026 Perşembe günü Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi’nin CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38’nci Olağan Kurultayı’nın ‘mutlak butlan’la sakat olduğuna karar vermesini hatırlatmaktadır. Bu karar doğrultusunda, MHP’ninCHP’nin kurumsallığını koruyacak ve geleceğe taşıyacak ortak bir irade oluşmasını temenni ettiği, Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Özel arasındaki bir diyalog çağrısı, ne yazık ki partinin iç dinamiklerinde uzlaşma sürecine dönüşmemiştir. Bayram gibi, manevi değerlerle barış, huzur ve kardeşlik temasına dayalı bir zamandan farklı olarak, CHP açısından kutuplaşmanın derinleştiği ve geçmişin kaybına dönüşmüş bir dönem olarak değerlendirilmektedir.
CHP’nin geçmişte yaşadığı partileşme örnekleri, siyasi hafızada önemli bir yer tutmaktadır. İsmet İnönü’nün Atatürk CHP’si genel sekreteri Şükrü Kaya’yı tasfiye etmesi ve yerine Refik Saydam’ı getirmesi, Bülent Ecevit’in CHP Genel Sekreteri iken İsmet İnönü’ye karşı Genel Başkanlık yarışını kazanması gibi olaylar, parti içi rekabetin ve ideolojik farklılıkların partileşme sürecine nasıl yol açtığını göstermektedir. Ayrıca, Celal Bayar, Refik Koraltan, Adnan Menderes ve Fuad Köprülü’nün 4’lü takriri sonrası kurulan Demokrat Partı, Bülent Ecevit Genel Başkan olduktan sonra ortanın solu hareketine karşı çıkan Turhan Feyzioğlu ve arkadaşlarının CHP’den ayrılarak (Cumhuriyetçi) Güven Partisini kurması da benzer bir çizgi izlemiştir. Bu tür partileşme hareketleri, CHP’de ideolojik tartışmaların ve farklı siyasi eğilimlerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
Güncel gelişmeler ve Özgür Özel’in parti içerisindeki politik tavrı, bu partileşme sürecinin modern bir örneğini oluşturmaktadır. Yargıtay’ın nihai kararını beklemeksizin, Özel’in CHP’nin içinde bulunduğu krizi derinleştirecek hamleler yapması, fiili bir müdahaleyle TBMM grup başkanlığına geçerek partide yeni ve paralel bir merkez kurması, kanunda tanımlanan Genel Başkanlık statüsüne karşı CHP’nin defacto lideri unvanını alması, kurumsallıkta yaşanan ikiliği temsil krizine dönüştürmüştür. Kurban Bayramı münasebetiyle Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında iki farklı bayramlaşma programı düzenlenmesi, 2 Haziran 2026 tarihli Meclis Grup Toplantısı’nın Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun iradesi dışında yapılması gibi olaylar, Özel’in parti içindeki pozisyonunu tahkim etme, teşkilatları mobilize etme ve diğer muhalefet partilerini hizalama çabalarını göstermektedir. Bu durum, Türkiye siyasetinde ‘iktidar ve otoriterleşme’ sun’i bir gündemi yaratma potansiyelini de barındırmaktadır.”}”>/