CHP'nin iç mimarisi, şu anda “iki CHP” olarak tanımlanan bir durum içerisinde yeniden yapılandırılmaya çalışılıyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderliğindeki bu süreç, yasal çerçevede tek bir CHP’yi yeniden inşa etme çabası olarak ilerliyor ve geçmişteki ittihatçı dönemlere bir gönderme niteliğinde. Parti, tabandan ziyade, üst katmanlardan, yani Merkez Yönetim Kurulu, Yüksek Disiplin Kurulu ve Parti Meclisi aracılığıyla örgütlenmeyi hedefliyor. Bu yaklaşım, partinin temelini oluşturacak kadroların belirlenmesi açısından kritik bir rol oynuyor.
Bu yeniden yapılanma sürecinde, parti içindeki farklı gruplar arasında bir rekabet hakim. Merkez Yönetim Kurulu’nda oluşturulan kadrolar, disiplin cezaları ve itibar zedelenmiş isimlerin partiden uzaklaştırılması gibi kararları etkileyecek. Özellikle Veli Ağbaba, Ali Mahir Başarır, Burhanettin Bulut, Turan Taşkın Özer ve Özgür Karabat gibi isimler, kulislerde öne çıkarken, yolsuzluk iddialarıyla bağlantılı operasyonların derinleşmesi de durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Parti tarihinde benzeri görülmemiş bir suç ortaklığına yol açma potansiyeli, partinin uzun vadeli geleceği için ciddi bir risk oluşturuyor.
Kılıçdaroğlu’nun ilk adımı, “sakin güç” olarak tanımlanan Necati Özkan’ın tespit ettiği stratejiye uygun, tedbirli bir ihraç kararıyla başlayacak gibi görünüyor. Merkez Yürütme Kurulu’nun disiplin cezası verme kararı, bu sürecin ilk adımı olacak. Ancak, yolsuzluk iddiaları ve partinin itibarını zedeleyen unsurlar, Kılıçdaroğlu’nun kısa sürede temizlik yapması gerektiğini gösteriyor. Bu noktada, parti içinde aynı fikirde olmayan farklı fraksiyonların etkili olması, sürecin uzamasına ve karmaşıklaşmasına neden olabilir. Parti seçmeninin nihai kararı, bu karmaşık zeminde verilecek olacaktır.
CHP'nin geleceği, sadece parti içindeki dinamiklerle değil, dış faktörlerle de şekillenecek. FETÖ sorunu, Kılıçdaroğlu’nun geçmişte yaptığı özürle çözülmese de, partinin geleceği için önemli bir ders niteliğinde. Yılmaz Ateş’in MHP ve Fenerbahçe’nin FETÖ’ye karşı gösterdiği dirençle kıyaslaması, partinin kendi içindeki sorunlarını görmezden gelmesini ve harekete geçmesini tetikledi. Aynı zamanda, CHP'nin tarihindeki hizip ve kanat savaşları, siyasi bir varlık için mobiliteyi azaltmış ve partinin konumunu zayıflatmıştır. Bu nedenle, CHP'nin yeniden inşa süreci, sadece kadro yenilemesiyle sınırlı kalmamalı, aynı zamanda partinin temel değerlerini yeniden tanımlaması ve siyasi stratejisini yeniden belirlemesi gerekmektedir.”}
Şu sıralarda