İstanbul Adliyesi’nin önünde, hayvan hakları savunucularının güçlü bir duruşuyla gerçekleştirilen basın açıklaması, uluslararası arenaya önemli bir mesaj gönderdi. 2024 yılındaki yasal değişikliklerin ardından yaşanan vahşet ve soruşturma eksiklikleri, insanlığın vicdanını derinden sarsan olaylara ışık tuttu. 75 farklı sivil toplum örgütü ve hayvanseverin imzasıyla yapılan başvuruda, hayvanların yaşam hakkının ihlal edildiği ve bu durumun görmezden ediliyorken, adalet arayışının daha da önem kazandığı vurgulandı.

Açıklamada, düzenlemenin ardından farklı şehirlerde meydana gelen, birçok hayvanın yaşamını sonlandıran olaylar detaylı bir şekilde anlatıldı. Özellikle Gebze’de çöp poşetinden toplanan, ardından Ümraniye’deki kuyulardan çıkarılan yüzlerce köpek, yaşanan acıları gözler önüne serdi. Bu trajik olayların ardından başlatılan soruşturma izninin verilmemesi, adaletin sağlanmasında bir engel olarak öne çıktı. Konuşmacılar, bu tür vahşetlerin rutin bir şekilde yaşanmasına ve soruşturma yapılmamasına itiraz ederek, uluslararası platformda benzer vakaların önüne geçilmesi için bir uyarı niteliğinde çağrıda bulundular.

Avukat Nur Meşe’nin çarpıcı ifadeleri, eylemin en dikkat çekici noktalarından biri oldu. “Bu ülkede katliam var. Bu katliamın görüntüleri var. Ancak soruşturma izni yok” diyerek, sistemdeki adaletsizliğe ve hayvanların yaşam hakkının ihlal edilmesine doğrudan eleştiride bulundu. Niğde’de kafası kesilmiş köpeklerin, Ankara Mamak’ta çöp poşetinden çıkmak zorunda kalan bir köpeğin gibi, yaşamını yitiren hayvanların görüntüleri, insanlığın vicdanında derin bir yara açtı. Bu tür olayların soruşturulmaması, sadece hayvanların değil, aynı zamanda adalete olan inancın da sarsılmasına neden oldu.

Eylem, sadece soruşturma taleplerini değil, hayvanseverlere yönelik şiddet olaylarına da dikkat çekti. Sinem Güçlü’nün yalnızca köpek beslediği gerekçesiyle hayatını kaybetmesi, Necla teyze’nin hedef gösterilip evinde çıkan yangınla yaşamını yitirmesi gibi trajik olaylar, adaletin sağlanmasının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu. İstanbul Barosu, ARTİ ve Avukatın Sesi İnisiyatifi gönüllü avukatlarının bu vakaları yargıya taşımak için attığı adımlar, hayvan hakları mücadelesindeki kararlılığı ve umudu temsil ediyor. “Devlet öldürmez, devlet yaşatır” sloganı, hayvanların yaşam hakkının korunmasının önemini vurgularken, adaletin sağlanması için verilen bu mücadele, uluslararası toplumda da fark yaratmaya devam edecek.”}çıkartma yapıldı. Konuşmacı, “Bu ülkede hayvanların, hayvanseverlerin adalete ihtiyacı var. 2024 yılında katliamlar art arda geldi. Niğde’de kafası kesilmiş köpekleri topladık. Her birinin görüntüsü vardı. Ankara Mamak’ta bir çöp poşetini yırtıp içinden çıkmak zorunda kalan bir köpeği fotoğrafladık. Fakat hiç kimseye hiçbir şey olmadı, o fotoğrafı çekenler dışında. Bu ülkede adalet arayanlar cezalandırılmakta.”

Hayvanlara yönelik uygulamalara tepki gösteren Meşe, “Bir insan olarak, bir Müslüman olarak, bir kadın olarak bana merhamet öğretmeyin. Ben bu kanunu kabul etmiyorum” dedi.

Eyleme katılanlar da “Devlet öldürmez, devlet yaşatır” sloganı attı.

Konuşmada hayvanseverlere yönelik şiddet olaylarına da değinildi. Sinem Güçlü’nün ailesinin yalnızca köpek beslediği için 28 kurşunla öldürüldüğü belirtilirken, “Necla teyze” olarak anılan bir hayvanseverin de hedef gösterilmesinin ardından evinde çıkan yangında yaşamını yitirmesine dikkat çekildi. Olaya ilişkin dosyanın “kaza” değerlendirmesiyle kapatıldığı ifade edildi.

Meşe, “Bu ülkede hayvanlar kadar hayvanseverler de katledildi, hayvanseverlere de şiddet uygulandı. Ancak hiç kimse hesap vermedi” dedi.

Hayvanlara yönelik şiddet iddialarıyla ilgili çok sayıda başvuruda bulunduklarını belirten Meşe, İstanbul Barosu, ARTİ ve Avukatın Sesi İnisiyatifi gönüllü avukatlarının söz konusu olayları yargıya taşıdığını ifade etti.