Ekonomik arenada bir gölge çökmüş gibi görünüyor! Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), borsada yaşanan ve bir trilyonu aşan vurgunlamayı, tarihin karanlık sayfalarından birine gönderme yaparak ‘Finansal piyasaların Susurluk’u’ olarak tanımlıyor. Bu ifade, sadece bir eleştiri değil, aynı zamanda derin bir uyarı niteliğinde; sermaye, siyaset ve bürokrasinin karmaşık bir labirent içinde nasıl bir çürümenin habercisi olabileceğine dair bir ibret vesikasıdır.

Bu skandal, bir yandan yatırımcıların birikimlerini yerle bir ederken, diğer yandan da Türkiye ekonomisinin güvenini ciddi şekilde sarsıyor. Yüz binlerce yurttaşın emeklerinin karşılığını alamaması, borsada yaşanan değer kaybı ve finansal risk algısının yükselmesi, bu olayın sadece ekonomik boyutunu aşarak toplumsal bir krize dönüşmesine neden oluyor. Bu durum, yatırımcıların ve emekçilerin güvenini ciddi şekilde zedelemiş, ekonomik geleceğe dair belirsizlikleri artırmaktadır.

KESK’in vurguyu ‘Susurluk’ olarak nitelendirmesi, geçmişte yaşanan benzer olayların izlerini taşıyor. Deniz Feneri operasyonu, Reza Zarrab-Halkbank skandalı, Kızılay’ın deprem çadırı satışları ve diğer yolsuzluk vakaları, Türkiye’nin siyaset ve bürokrasideki sorunlu yönlerini gözler önüne serdi. Ancak bu tür soruşturmalar genellikle tek tek kapatılırken, sorumlular hesap vermekten kurtuluyor ve kamu vicdanı yaralıyor. Bu durum, sistemin çöküşünü ve adaletin sağlanmasının zorluğunu da ortaya koymaktadır.