Türkiye, iklim değişikliğinin ve doğal afetlerin yoğunlaştığı bir dönemde, su kaynakları açısından önemli bir dönüm noktasını yaşıyor. Son dönemde kaydedilen aşırı yağışlar, 1960’lı yıllardan beri ölçülen rekor seviyeleri aşıyor. Bu durum, su kaynaklarının yeniden değerlendirilmesi ve geleceğe yönelik stratejilerin belirlenmesi açısından kritik bir önem taşıyor.

Ekonomi dünyasının nabzını tutan haberlerimizde, Türkiye’nin su kaynaklarındaki beklenmedik artış, özellikle büyük şehirlerde içme suyu krizinin etkilerini azaltma potansiyeli sunuyor. Avrupa’nın birçok bölgesinde kuraklık ve sıcak hava dalgaları yaşanırken, Türkiye’de yağışlar rekor seviyelere ulaşıyor. Prof. Dr. Ceyjun Özçelik’in açıklamaları, bu durumun bilimsel bir değerlendirmesini sunarken, aynı zamanda sürdürülebilir su yönetimi için yeni yaklaşımların önünü açıyor. Yağışların yüzde 75 ve uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 30’lar civarında artış göstermesi, 66 yılın en yüksek yağış rakamlarına ulaşılmasına işaret ediyor.

Bu durum, özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerin su kaynaklarındaki sıkıntıyı gidermede önemli bir rol oynuyor. İstanbul’daki barajlardaki doluluk oranı yüzde 38,3’e yükselirken, Ankara’da yüzde 38,3 ve İzmir’de yüzde 39,4’e ulaşıldı. Bodrum’da ise barajlardaki doluluk oranı yüzde 70’lerin üzerine çıkmış durumda. İzmir’deki barajlardaki durum, Tahtalı ve Gördes barajlarının su seviyelerindeki önemli artışlarıyla destekleniyor. Tahtalı Barajı’ndaki su miktarı geçtiğimiz yıla oranla 5 kat artarken, Gördes Barajı’nda da ciddi miktarda bir su birikimi sağlanmış durumda. Toplamda 331 milyon metreküplük bir su hacmi elde edilmiş, bu da yıllık ihtiyaç olan 330 milyon metreküpün üzerinde bir değer oluşturuyor.