Oulu'nun gizemli sularında yatan Hahtiperä batığı, 17. yüzyılın denizcilik mirasını taşıyan bir keşif noktası olarak ortaya çıktı. 2019'daki kapsamlı kazılar sonucunda gün yüzüne çıkarılan bu batıktan, Aalto Üniversitesi'nin çabalarıyla eşsiz bir sanat eseri doğdu: tarihi ahşaptan üretilmiş iki özel elbise. Bu projeyle, arkeolojik kalıntıların korunması konusundaki geleneksel yaklaşımlar, yaratıcılık ve teknolojiyle buluşarak yeni bir boyut kazanmıştır.
Hahtiperä, Oulu bölgesinde bulunan en eski batık olarak kabul ediliyor ve yaklaşık üç asırlık denizcilik geçmişine ışık tutuyor. Kazı sonrası uzun yıllara yayılan titiz inceleme ve konservasyon çalışmaları, gemiden elde edilen her bir parçanın detaylı analizini ve kaydını içeriyordu. Ancak bazı ahşap parçaların kullanım amacı belirlenememiş olması, araştırmacıların zihninde yeni bir soru işareti oluşturmuştu: Bu eşsiz materyalin potansiyelini nasıl ortaya çıkarabilecektik?
Deniz arkeoloğu Minna Koivikko’nun bu soruyu yöneltmesiyle projenin temelleri atıldı. Koivikko, işlevsiz görünen bu parçaların yeniden değerlendirilebileceğine dair vizyonunu ortaya koyarak, tarihi malzemenin farklı bir alanda kullanılmasına olanak tanımıştır. Bu sayede, yüzyıllardır toprak altında kalan ahşap, Ioncell teknolojisi sayesinde modern tekstilin dünyasına adım atmış oldu.
Aalto Üniversitesi'nin uzmanları, ahşabı kumaşa dönüştürmek için kendi geliştirdikleri Ioncell teknolojisini kullandı. Bu yenilikçi yöntem, selüloz bakımından zengin malzemeleri yüksek kaliteli tekstil liflerine dönüştürerek ahşabın doğal yapısını koruyarak benzersiz bir görünüm kazandırmıştır. Üretilen iplik, ahşabın doğal kahverengi tonunu muhafaza ederken, tasarımcı Prof. Anna-Mari Leppisaari tarafından iki ayrı elbise üretilmiştir. Bir elbise üniversitede sergilenmek üzere hazırlanırken, diğeri Oulu Sanat Müzesi koleksiyonuna yerleştirilerek, tarihi kalıntılarla yaratıcılığın birleştiğinin somut bir örneğini oluşturmuştur.
Bu proje, sürdürülebilir moda alanında da önemli bir kilometre taşı olarak kabul ediliyor. Ioncell teknolojisi, geleneksel ham maddelere olan bağımlılığı azaltma potansiyeline sahip olup, geleceğin tekstil çözümleri arasında öne çıkıyor. Tarihi bir eserin yeniden hayat buluşu, bilim, teknoloji ve tasarımın ortak gücünü göstererek, arkeolojik değerlerin korunması ve gelecek nesillere aktarılması için ilham verici bir örnek teşkil etmektedir.”}