Seçim ve kurultay süreçlerinde yaşanan karmaşık hukuki mücadelelerde Yüksek Seçim Kurulu (YSK), bugün CHP'nin kurultay iptali talebine ilişkin önemli bir yanıt sunarak, süreçteki rollerini ve yetki alanlarını netleştirdi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin aldığı ihtiyati tedbir kararı üzerine yapılan YSK’nın açıklaması, seçim arenasında yaşanan tartışmalara yeni bir boyut kazandı.
Açıklanan gerekçeye göre, YSK’nın mahkeme kararlarının icra edilmesi veya uygulanması gibi bir yeteneği bulunmamaktadır. Bu yetki, hukuki süreçlerin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için hukuk mahkemelerinin ve ilgili icra dairelerinin sorumluluğundadır. YSK’nın, seçimlerin usulüne uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığına dair denetim yetkisi yalnızca seçim günü ve sonrasındaki oylama sürecinin değerlendirilmesiyle sınırlıdır. Tutanakların usulüne uygun tutulup tutulmadığı gibi hususlar da bu denetim kapsamındadır.
Ayrıca, YSK’nın maddi hukuk kuralları çerçevesinde delillerin değerlendirilmesi ve iddiaların tespit edilmesi gibi görevleri de bulunmamaktadır. Bu tür değerlendirmeler, hukukun keyfiyetsiz bir şekilde uygulanmasını engelleyecek şekilde, ilgili mahkemeler tarafından yapılmalıdır. YSK’nın, hukuki süreçlerdeki rolü, seçimlerin usul ve esaslarının kontrol edilmesi, seçimlerin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamaktır.
Açıklamaların en dikkat çekici noktalarından biri, YSK’nın Yargıtay’ın Bölge Adliye Mahkemesi kararlarını incelleyeceğine ve temyiz merciinin kendileri olmadığını vurgulamasıdır. Bu durum, YSK’nın seçim süreçlerinde doğrudan karar alma yetkisinin olmadığını, hukuki süreçlerin tamamlanmasını ve Yargıtay’ın incelemesini beklediğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, alınan kararın devam eden bir kurultayla ilgili olmadığı ve daha önceden yapılan bir kurultayla ilgili olduğu belirtilerek, YSK’nın mevcut durumdaki rolünün daha da net bir şekilde tanımlanmıştır.