İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, partisinin merkez kampüsünde yaşanan ve büyük tepki uyandıran olaylarla ilgili açıklamalarda bulundu. Gökçen, ofisinin yetkisiz bir ekip tarafından baskılandığını ve bu durumun ardından ciddi bir düzensizliğe yol açtığını savundu. Olayın, basit bir ziyaretin ötesinde, hedefli bir operasyonun parçası olduğunu iddia etti.

Gökçen’in ifadesine göre, ofis içerisinde kişisel eşyaları da dâhil olmak üzere her türlü düzen bozulmuş, dolaplar içleri dışları yırtılmış ve duvarlara anlamsız yazılar yerleştirilmiş. Bu durum, Gökçen’in itirafına göre, bir iftira kampanyasının hedefte olduğunu gösteriyor. Özellikle, Gülşah Durbay’la olan fotoğrafının, iftira atanların eline geçerek bu kampanyayı güçlendirdiğini belirtti. Olayın şok edici detaylarından biri ise, Gökçen’in o gün merkez kampüsünde bulunmamış olmasıdır; dolayısıyla duvarlara yazılan söz konusu ifadeyi kendisinin yazmadığını vurguladı.

Açıklamasında, Gökçen, olayla ilgili kamera kayıtlarının incelenmesini talep etti ve bu kayıtların, saldırganların kim olduğunu tespit etmede kritik bir rol oynayacağını ifade etti. Ayrıca, dolapların karıştırılma anlarının görüntülerini de yetkililere sunmaya hazır olduğunu belirtti. Gökçen’in bu tavrı, sadece iddialarını desteklemekle kalmadı, aynı zamanda bir soruşturma başlatılması çağrısında bulunmasıyla da dikkat çekti. Siyasi arenada, bu olay, CHP’nin seçim stratejileri ve rakip grupların kullandığı taktikler hakkında spekülasyonlara yol açtı.

Gökçen, son olarak, kendisine yöneltilen absürt suçlamaları ve ölüm tehditlerini kınayarak, 16 yıldır partisine olan bağlılığını ve özverisini vurguladı. Bu süreçte, ev ev dolaşarak, broşür dağıtarak ve gönüllü olarak çalışarak partisine hizmet ettiğini, şimdi ise bu hizmetlerinin karşılığında bir saldırı aldığını savundu. İddiaları, partisi ve destekçileri tarafından güçlü bir şekilde desteklendi ve bu durum, Gökçen’in siyasi konumunu daha da güçlendirdi. Olay, Türkiye siyasetinde yeni bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.