Türkiye’nin hayvancılık geleceği belirsizliğine işaret eden gelişmeler yaşanıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2027 yılı hedefleri için 480 bin baş sığır ithalatı planı, sektördeki mevcut kırılgan durumu daha da derinleştirme potansiyeli taşıyor. Uzmanlar, bu planın, yerli üreticilerin karşılaştığı zorlukları görmezden gelerek, sektörün uzun vadeli sürdürülebilirliğini tehlikeye attığını savunuyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım ve Hayvancılık Komisyonu Başkanı Selçuk Karakülçe, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu durum, üreticilerimizin karşılaştığı ekonomik baskıyı ve tüketici davranışlarındaki değişimleri göz ardı eden bir yaklaşımdır. İthalat rakamındaki düşüş, aslında bir başarı değil, tam tersine küçük ölçekli işletmelerin iflasına ve yurttaşın et tüketim alışkanlıklarındaki kaymalarına işaret etmektedir” şeklinde konuştu. Karakülçe, Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) piyasadaki rolünü ve küçük üreticilere uyguladığı baskıyı da vurgulayarak, sistemin serbest piyasa dinamiklerini engellediğini ve üreticilerin kendi ürünlerini satma imkanını kısıtladığını ifade etti.

Konunun merkezinde, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve bunun hayvancılık maliyetleri üzerindeki etkileri yer alıyor. Yerli üretimin yetersizliği nedeniyle sürekli olarak döviz cinsinden hayvan ithalatı yapmak, kilogram fiyatlarında ciddi artışlara neden oluyor. Bu durum, hem üreticilerin hem de tüketicilerin cebini zorluyor. Karakülçe, “İthalattaki azalmanın ikinci büyük sebebi ise iç piyasada insanların ekonomik gücünün erimesi ve artık et tüketemez hale gelmesidir” diyerek, tüketici alışkanlıklarındaki değişimin de önemli bir faktör olduğunu vurguladı.

Ayrıca, açıklanan tarımsal destekleme paketlerinin, küçük ölçekli işletmelerin sorunlarını çözmekte yetersiz kaldığına dikkat çekiliyor. Bu destekler, genellikle büyük ölçekli işletmelere yönelik tasarlanmış ve gerçek üreticinin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak bulunuyor. Sektörde öncelik verilen embriyo transferi ve cinsiyet belirleme gibi uygulamaların, kalite artışı sağlamakla birlikte, ülke olarak henüz bu seviyelere ulaşabilecek lüksümüzün olmadığını belirtiliyor. Asıl odaklanılması gereken nokta, kırsalı kalkındırmak, bölgesine sahip çıkan ve ülke ekonomisine katkı sunan gerçek üreticilerin gelir seviyesini artırmaktır.”