Ekonomik arenada yeni bir şok dalgası yükselirken, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, fon krizinin ardındaki karmaşıklıkları ve yönetimdeki eksiklikleri çarpıcı bir dille ortaya koydu. TBMM'de düzenlenen bir toplantıda, krizin sadece yüzeysel çözümlerle giderilemeyeceğine dikkat çekerek, sistemdeki temel sorunlara işaret etti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz liderliğindeki kriz yönetim kurulunun, bu ölçekteki bir sorunla başa çıkmak için yetersiz kaldığına dair değerlendirmelerde bulunan Babacan, “Bu, part-time bir iş değil. Gece gündüz bu işi çalışacak bir görev gücü kurulması lazım” diyerek, acilen harekete geçilmesi gerektiğini vurguladı. Mevcut yönetimde, krizin psikolojik etkilerinin, karar alma süreçlerini nasıl olumsuz etkilediğini ve güvenin sarsılmaya devam ettiğini savundu.

Babacan, fon krizine ilişkin atılan adımların güven inşa etme konusunda yetersiz kaldığını ve sistemde oluşan korku ve belirsizliğin giderilmesi gerektiğini belirtti. Denetleyici kurumların, suçlu veya masum ayrımı yapmadan, kazanın arkasındaki tüm sorumluları tam olarak tespit etmeleri ve gerekli yaptırımları uygulamaları gerektiğine dikkat çekti. “Şu ana kadar yapılanlar maalesef güven oluşturma, güven inşa etme açısından yeterli değil,” şeklinde ifadelerle, krizin çözümü için daha kapsamlı ve şeffaf bir yaklaşımın hayati önem taşıdığını vurguladı.

Genel Başkanı, SPK ve Borsa İstanbul gibi kurumların, krizin ortasında kalmış durumda ve sistemin işleyişini engelleyecek bir konumda olduğunu belirterek, “Kaza yapan şoföre araba kullandırmaz. Kaza yapan şoföre araba kullandırmaz. Suçlu da olsa, suçsuz da olsa o kazanın psikolojisiyle, travmasıyla araba kullanamaz. Dolayısıyla bu konuların başındaki insanların bir an önce görevden alınması ya da kendiliğinden ayrılmaları lazım,” diyerek, istifa çağrısını net bir şekilde ifade etti. Yeni bir ekibin, uzmanlardan oluşan ve krizin tüm yönlerini kapsayan bir görev gücü oluşturması gerektiğini, bu ekibin tam zamanlı ve etkili bir şekilde çalışması gerektiğini ekledi.

Babacan, krizin üç aşamada incelenmesi gerektiğini, kriz öncesinde alınmayan tedbirlerin ve hatalı yönetimlerin sonuçlarının bugün yaşanmakta olduğunu belirtti. SPK yasasındaki piyasa dolandırıcılığı suçunun, bu tür olayların arka planını ortaya çıkarabileceğini ve benzer örneklerin daha fazla ortaya çıkabileceğini ifade etti. Ayrıca, yargı, Devlet Denetleme Kurulu ve Meclis'in denetim görevlerini üç koldan yapması gerektiğini, Meclis'in kamuoyunun geniş bilgiye sahip olması durumunda, şeffaflık ve gerçekleri ortaya çıkarma açısından önemli bir rol oynayacağını vurguladı.