Türkiye’nin kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT) ve özelleştirme yoluyla devlete geçmiş şirketlerinin toplam borç stoku, son verilere göre 1,1 trilyon Türk Lirası seviyesine ulaşarak dikkatleri yeniden üzerine çekti. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin açıklaması, bu alandaki finansal dengenin ne kadar hassas bir noktada olduğunu gözler önüne seriyor.
Verilere göre, KİT’ler ve özelleştirme programı kapsamında yer alan kuruluşların toplam borcu, cari fiyatlarla ifade edildiğinde 1 trilyon 90 milyar 360 milyon 310 bin TL’yi aştı. Bu büyük borç yükünün yaklaşık %72,8’ini iç kaynaklardan elde ederken, geri kalan %27,2’si ise uluslararası finans kuruluşlarından ve diğer dış kaynaklardan sağlanmıştır. Bu durum, ekonominin genel sağlığı açısından değerlendirildiğinde, dış bağımlılığın azaltılması gerektiğinin altını çiziyor.
Borçların detaylı dağılımı da önemli ipuçları veriyor. İç borçların büyük bir kısmı, ticari bankalara olan kredilerle (241 milyar 64 milyon 223 bin TL) ve diğer kamu işletmelerine olan yükümlülüklerle (216 milyar 377 milyon 272 bin TL) şekillenmiş durumda. Ayrıca, gerçek ve tüzel kişilere yönelik borçların toplamı da 133 milyar 683 milyon 163 bin TL seviyesinde yer alıyor. Bu dağılım, devletin finansal yapısının farklı sektörlerle olan ilişkilerini ve risklerini daha iyi anlamamızı sağlıyor.
Bu durum, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, KİT’lerin ve özelleştirme şirketlerinin borçlarını yapılandırma ve azaltma konusunda daha etkin stratejiler geliştirmesini gerektiriyor. Aksi takdirde, bu yüksek borç yükü, ekonomik büyüme hedeflerine ulaşmayı zorlaştıracak ve finansal istikrarı tehdit edecektir. Bu nedenle, borçların yönetimi, gelecekteki ekonomik politikaların temel bir unsuru haline gelmelidir.