Dijon’daki Saint-Philibert Kilisesi, zamanın yıprattığı taşları arasında saklı bir sırrı gün yüzüne çıkarabilir miydi? Kilisenin restorasyon çalışmaları sırasında, uzun yıllardır karanlıkta kalan, 400 yıllık bir dönemin izlerini taşıyan bir merdiven keşfedildi. Bu beklenmedik buluş, kilisenin temellerinde ve altında yatan, unutulmuş bir tarihin kapılarını araladı. Merdivenin takip edilmesiyle, yer altına doğru inenler, sadece bir mezar odasına değil, aynı zamanda yüzyıllar boyunca değişen bir topluluğun yaşam izlerine de tanık oldu.
Mezar odasında bulunan kalıntılar, 15 ve 17. yüzyıllara ait bir döneme aitti. Çocuk ve yetişkinlere ait basit kefenlerle örtülmüş bedenlerin kalıntıları, arkeologların ilgisini çekiyordu. Bazı mezarlarda, zamanın getirdiği değişikliklere rağmen, sikke ve tespih gibi dini objeler de bulunuyordu. Bu bulgular, mezar odasının dini bir merkez olarak kullanıldığını, bölge halkının inançlarını ve yaşam tarzlarını yansıttığını gösteriyordu. Özellikle, buluntuların çeşitliliği, o dönemde var olan sosyal ve ekonomik yapının bir aynası olarak kabul ediliyordu.
Kazı ekibinin liderleri Clarisse Couderc ve Carole Fossurier, mezar odasının dışında da dikkat çekici buluntulara rastladı. Kilisenin alt katında, 11 ve 13. yüzyıllara ait taş mezarlar gün yüzüne çıkarılırken, daha derin katmanlarda Geç Antik Çağ ve Merovenj dönemlerine ait altı taş lahit bulundu. Lahitlerden birinin üzerindeki karmaşık oymalar, o dönemdeki sanatsal yeteneklerin ve dini inançların bir göstergesiydi. Bu eserlerin, o dönemde var olan kültürel ve dini etkileşimi anlamak için önemli bir kaynak olduğu düşünülüyordu.
En ilginç bulgulardan biri, kilisenin daha eski yapılara ait izlerine ulaşılmasıydı. Balıksırtı şeklindeki duvar örgüsü kalıntıları, 10. yüzyıla ait olduğu değerlendirildi. Bu durum, Saint-Philibert Kilisesi'nin bulunduğu alanın, inşasından uzun yıllar önce de dini amaçlarla kullanıldığını, bölgenin uzun bir süredir kutsal kabul edildiğini gösteriyordu. Bu keşif, Dijon'ın Roma döneminden Orta Çağ'a geçiş sürecinde önemli bir dini merkez olarak hizmet verdiğini, farklı dönemlere ait mezarların üst üste bulunmasının, bölgenin yüzlerce yıl boyunca kutsal kabul edildiğini kanıtladığını ortaya koyuyordu. Devam eden çalışmalar, Fransa'nın erken Orta Çağ tarihine ilişkin yeni ve değerli bilgiler sunması bekleniyor.”}