Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin duvarları, bu akşam bir yaşlı kadın sesiyle daha da ürpertildi. 78 yıllık hayatının büyük bir bölümünü birikimleriyle harcayarak, daha sonra ise bu birikimlerinin çalınmasıyla büyük acılar yaşamaya mahkum olan Rahime Yüceer, TBMM'ye giriş izni alamadı. Bu durum, Meclis'teki hesap verebilirliği ve adaletin sağlanmasında yaşanan eksiklikleri bir kez daha göz önüne serdi.

CHP'li milletvekillerinin düzenlediği basın toplantısında konuşan Yüceer, yaşadığı travmayı çarpıcı ifadelerle aktardı. ‘Silkelediler,’ ‘sabaha kadar uyumuyorum,’ ‘ellerim gözüm şişti,’ ‘isyan ediyorum’ gibi cümlelerle, birikimini hırsızlıkla kaybetmenin getirdiği yıkımı gözler önüne serdi. Bu olay, sadece Yüceer’in değil, benzer kurbanların da yıllar süren emeğinin, hayatlarının temel taşlarının çalınması olarak algılandı.

Olayın merkezinde, haksız kazanç eldelemekle suçlanan eski bir bakanın adı da yer alıyor. Fon vurgunu yapılan bu süreçte, Fatma Betül Sayan Kaya’nın ifadeye çağrılmaması, adaletin tecelli etme sürecini daha da karmaşık hale getirdi. Milletvekilleri, Meclis Başkanlığı’ndan bu konudaki açıklamasını beklerken, Yüceer’in Meclis’e giriş yasağının, aslında bir ‘idam’ talebinin de habercisi olduğunu düşündüler. Yüceer’in talebi, sadece kendi birikiminin iadesi değil, aynı zamanda tüm mağdurların haklarının korunması ve bu tür haksızlıkların önlenmesi yönündeydi.

Bu durum, Meclis’in toplumun her kesiminden sesleri duyma ve adaleti sağlama görevini yerine getirirken yaşadığı bir zayıflık olarak değerlendiriliyor. Yüceer’in Meclis’e girmesine engel olan bu yasağı, sadece bir bireyin talebi değil, aynı zamanda sistemin karanlık yüzünü de ortaya koyuyor. CHP’li milletvekilleri, bu yasağın iptal edilmesini ve Yüceer’in Meclis’te sesini duyma hakkının güvence altına alınmasını talep ediyorlar.