Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) aldığı karar, Türkiye’nin hukuk dünyasında önemli bir dönüm noktası olarak tarihe geçti. 4 Haziran’da Resmi Gazete’de yayımlanan bu iptal kararı, uzun süredir devam eden nafaka tartışmalarını yeniden alevlendirirken, kadınların ekonomik bağımsızlığına dair derinlemesine bir sorgulama başlatılmasına zemin hazırladı. Bu kararın ardından, yasal düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesi için dokuz aylık bir süre verilmiş oldu.
Avukat Sezen Ezer gibi uzmanlar, nafaka konusunun sadece boşanma sonrası ödemelerle sınırlı olmadığını, asıl eşitsizliğin evlilik içindeki karşılıksız emeğin kadınlar üzerindeki yükünü de içerdiğini vurguluyor. Ezer’in ifade ettiği gibi, “Asıl eşitsizlik boşanmayla değil, evliliğin içinde başlıyor.” Bu durum, kadınların uzun yıllar boyunca ev işleri, çocuk bakımı, yaşlı bakımı gibi karşılıksız görevleri üstlenmesi nedeniyle ortaya çıkan ekonomik dezavantajları göz ardı edilmeden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu durum, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması açısından kritik bir öneme sahip.
Kamusal bakım hizmetlerinin yetersizliği, kadınların ücretsiz emeğinin bu açığı kapatmaya çalışmasına neden oluyor. Kadınlar, çalışma yaşamından, eğitiminden, mesleğinden ve sosyal güvencesinden vazgeçmek zorunda kalarak, toplumsal hayata katılım süreçlerinde ciddi engellerle karşı karşıya kalıyor. Boşanma sonrası, uzun yıllar boyunca mesleki deneyimini kesintiye uğramış ve sosyal güvencesi olmayan bir kadından, hemen kendi geçimini sağlaması beklenilmesi, bu eşitsizliğin en çarpıcı örneğini oluşturuyor. Bu durum, kadınların toplumsal ve ekonomik hayattaki yerini yeniden tanımlama ihtiyacını da beraberinde getiriyor.
Boşanma sonrası bakım sorumluluğunun hala kadınların üzerinde kaldığı gerçeği, bu konunun daha da karmaşık hale gelmesine neden oluyor. Çocukların velayeti ve günlük bakım sorumluluğunun çoğunlukla kadınlarda kalması, kadınların ekonomik bağımsızlığını daha da zorlaştırıyor. Bu nedenle, aile içi ekonomik yükün paylaşımı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadınların toplumsal hayata katılımının desteklenmesi gibi konulara odaklanılması gerekiyor. Aile içi rol tanımlamalarını ve aile yapısını yeniden şekillendirme çabaları, kadınların kazanılmış haklarını koruyan ve onlara daha fazla fırsat sunan politikalarla desteklenmelidir.