Gazze Şeridi'nde, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yapılan son değerlendirmeler, yerinden edilmiş Filistinli toplulukların karşı karşıya olduğu insani durumu daha da kritik bir hale getirdi. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) ve uluslararası yardım kuruluşlarının yoğun çabalarına rağmen, bölgedeki en büyük risk, özellikle 450'den fazla alanda yoğunlaşmış su baskını tehlikesi olarak karşımıza çıkıyor. Bu alanlarda yaşayan Filistinli nüfusun yaklaşık onda birine denk gelen 60 binin üzerinde kişi, hemşehri merkezli çalışmalarla birlikte yaşamın zorlu koşullarında, acil bir tehditle mücadele ediyor.

BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric'in açıklamaları, bu durumun boyutunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Ekipler, Gazze'deki yerinden edilmiş nüfusun yerleştiği bu yüksek riskli bölgelerde, özellikle yağışlı mevsim öncesinde, yıkık binaların ve hasarlı yapıların terk edilmesi yönünde önlemler alıyor. Ancak, bu yıkık yapıların yerini alacak güvenli ve yaşanabilir alan bulmak, mevcut koşullarda ciddi bir engel teşkil ediyor. Ayrıca, bu bölgelerin yerleşim yerlerinin, yetersiz altyapı ve temiz su kaynaklarının da yetersizliği, su baskını riskini daha da artırıyor.

Bu kritik değerlendirmeler sırasında, BM yetkilileri, İsrail'in Gazze topraklarının yüzde 65'ine erişim kısıtlamasının insani yardım ulaştırılmasını en büyük engel oluşturduğunu vurguluyor. Kalan yüzde 35'lik alanda da yoğunlaşmış yerinden edilmiş Filistinli nüfusun, mevcut koşullarda yaşaması, zaten zorlu olan insani durumu daha da kötüleştiriyor. Bu durum, BM'nin yardım kuruluşlarının, kritik malzemelerin (makine, yedek parça, motor yağı vb.) İsrail tarafından onaylanmasını geciktirmesi nedeniyle ciddi şekilde aksıyor.

Durumun aciliyetini vurgulayan Dujarric, yakıt, barınma ve diğer temel ihtiyaçlar için acilen daha fazla fon gerektiğini, aynı zamanda yardım kuruluşlarının operasyonlarını sürdürebilmesi için gerekli malzemelerin İsrail tarafından daha hızlı onaylanmasını talep etti. Bu, Gazze'deki yerinden edilmiş Filistinlilerin hayatını kurtarmak ve insani krizi yönetmek için hayati öneme sahip.”} p>