Samsun'un kalabalık ilçesi İlkadım'da, bir anneye yöneltilen suçlamalar, toplumu derinden sarsan bir olay örgüsüne dönüştü. Eşinden ayrılmış, üç çocuğu olan 42 yaşındaki Hanım C., evinde doğurduğu ve ardından çöpe attığı iddia edilen bir bebeğiyle ilgili tutuklu yargılanıyor. Olay, yerel halkın gözlerinin أمامinden kaçmazken, adalet kolları sanığın üzerine ciddi suçlamalarla geliyor.
Olayın merkez üssü, Fevzi Çakmak Mahallesi'ndeki Hanım C.'nin ikametgahı oldu. Eşinden ayrıldıktan sonra evde tek başına hamile kaldığı ve doğum yaptığı iddia edilen anne, doğum sonrası yaşadığı rahatsızlık ve bebeğin bulunmaması üzerine polise haber verildi. Olayla ilgili başlatılan soruşturma, İlkadım'da bir gerginlik yaratırken, cinayet büroları da dahil olmak üzere çeşitli birimler olay yerinde inceleme yaptı. Sanığın ilk ifadesinde, bebeğin evde öldüğünü ve bu durumu örtbas etmek amacıyla çöpe attığını iddia ettiği öğrenildi. Ancak savcılık, sanığın ifadesindeki tutarsızlıklar nedeniyle hakkında ‘yenidoğan çocuğu kasten öldürmek’ suçundan dava açtı.
Samsun 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden davanın üçüncü duruşmasında Hanım C., savunmasında bebeğinin ölü doğduğunu vurgulayarak, suçlamaları reddetti. “Çocuğum ölü doğdu. Canlı doğsaydı bakardım. Suçlamaları kabul etmiyorum. Tutuklu olduğum için özel çocuğum ve diğer çocuklarım mağdur. Tahliyemi talep ediyorum” diyerek mahkemede büyük bir çıkış yaptı. Sanığın avukatı İlhan Ayrancı, müvekkilinin hastanede ve poliste bebeğin ölü doğduğunu söylediğini, canlı doğduğuna ilişkin herhangi bir delil bulunmadığını savunarak beraat talebinde bulundu. Savcı ise toplanan deliller ışığında, Hanım C.'nin “çocuğu ve alt soyu nitelikli kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını talep etti.
Duruşma sonrası, sanığın tahliyesi talebi reddedilerek, mütalaaya karşı savunma hazırlama süresi talep edildi. Durum, hem sanığın hem de mahkemenin ve adalet sisteminin içinde bulunduğu karmaşık bir duruma işaret ediyor. Olay, Türkiye'nin farklı bölgelerinden kamuoyunun dikkatini çekerek, aile içi sorunlar, sağlık hizmetleri ve yasal süreçler üzerine önemli tartışmalara yol açıyor. Dava, ilerleyen günlerde yeni gelişmeleri bekleyecekken, İlkadım'da yaşanan bu çığlık bir dava, adalet arayışının sembolü olarak kalacaktır.