Alaska'nın kuzeyindeki Brooks Sıradağları'nda gözlemlenen çarpıcı renk değişimleri, bilim insanlarını alarma geçirdi. California Üniversitesi Davis (UC Davis) liderliğindeki bir araştırma ekibi, bölgedeki nehirlerin turuncuya dönerek ekosistem üzerinde muhtemel ciddi etkilere sahip olabileceğini gösteriyor. Bu durum, benzer süreçlerin Kuzey Kutbu çevresinde yaygınlaşma potansiyeli taşıyor.

Yıllar boyunca toplanan su örnekleri ve detaylı ölçümler ışığında yapılan incelemeler, 2018 yılında ilk kez fark edilen bu olağan dışı fenomeni doğruladı. Dere ve nehirlerin turuncuya bürünmesi giderek arttı ve araştırmacılar, bu değişimlerin yaygın bir alana yayıldığını tespit etti. Uzak bölgelere ulaşmak için helikopter kullanılması bile gerekmişti. Bu durum, bölgedeki doğal dengenin sarsılmasının ilk işaretleri olarak yorumlandı.

Renk değişiminin temelinde, sudaki yüksek miktarda demir bulunuyor. Artan sıcaklıklar, uzun yıllardır donmuş halde bulunan toprakların çözülmesine neden oldu. Bu süreçte, su, donmuş toprağın altında kalan kaya ve minerallerle temas ettiğinde kimyasal reaksiyonlar baş gösterdi. Sonuç olarak, demir, alüminyum, manganez, çinko, nikel ve kadmiyum gibi metaller suya karıştığı gibi, demirin oksitlenmesi de suya karakteristik turuncu bir renk kattı. Bu durum, sadece estetik bir sorun olmaktan öte, ekolojik bir tehlike barındırıyor.

Araştırmacılar, çevrede bu kirliliğe yol açabilecek herhangi bir maden bulunmaması durumunda, incelenen bazı sularda metal madenlerinden çıkan kirli sulardan bile daha yüksek asitlik ve metal yoğunluğu ölçüldüğünü şaşkınlıkla gözlemledi. Salmon Nehri'ndeki durum, bu tehlikenin boyutunu daha da somutlaştırdı. Metal bakımından zengin turuncu su, nehre karıştıktan sonra etkisini kaybetmedi ve yaklaşık 97 kilometre aşağıya doğru taşındı. Bazı noktalarda metal yoğunluğu, başlangıç seviyesine kıyasla yaklaşık 70 kat artmıştı. Bu durum, nehrin ekosistemine ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Araştırmacılar, değişimin 2019'daki rekor sıcak yazın ardından hızlanmış olabileceğini düşünüyor. O yılın ardından gelen yoğun kar, toprağın kışın yeniden tamamen donmasını zorlaştırmış ve suyun daha derine ulaşmasına, mineral bakımından zengin kaya katmanlarıyla temasını artırmış. Bu durum, olumsuz etkileri daha da şiddetlendirdi.

Bu durum yalnızca suyun renginin değişmesiyle sınırlı kalmıyor. Asitliğin ve metal miktarının yükselmesi, nehirlerde yaşayan balıkları, bitkileri ve diğer canlıları olumsuz etkileyebiliyor. Daha önce yapılan incelemelerde, turuncuya dönen akarsularda su kalitesinin bozulduğu ve canlı çeşitliliğinin azaldığı tespit edilmişti. Bu durum, bölgedeki biyolojik çeşitliliğin ciddi bir şekilde zarar görmesine neden olabilir.

Bilim insanları, günümüzde yüzlerce nehir ve derenin benzer süreçlerden etkilenebileceğini belirtiyor. Şimdilik, Brooks Range bölgesinde büyük çaplı balık ölümleri veya yerleşimlerin içme suyunu doğrudan etkileyen bir durum bildirilmemiş olsa da, araştırmacılar donmuş toprak çözülmeye devam ettikçe turuncuya dönen nehirlerin Kuzey Kutbu çevresinde daha büyük bir sorun haline gelebileceği konusunda uyarıyor. Bu durum, küresel iklim değişikliğinin ekosistemler üzerindeki potansiyel etkilerine dair önemli bir örnek teşkil ediyor.