Trabzon’un kalbi, Atatürk Müzesi’nin altında saklanıyor gibi. 1937’de Atatürk’ün konakladığı köşk, sadece bir müze değil, aynı zamanda siyasi gerilimlerin ve halkın beklentilerinin yankılandığı bir sahne. Alt kattaki vasiyet odasında, mal varlığının Hazine’ye devredilmesiyle ilgili notlar, bir zamanlar yaşanan hesaplaşmaların izlerini taşıyor. Bir öğretmen, bursalı bir ziyaretçi, ‘Ne olur yazın’ diyerek, CHP’nin içindeki karmaşanın ve gelecek kaygısının en güçlü ifadelerini ortaya koyuyor. ‘CHP’li eski-yeni yöneticiler ne olur birbirlerine ağır sözler söylemesinler… Yarın birbirlerinin yüzüne nasıl bakacaklar?’ sorusu, partinin kendi içindeki çatışmaların en açık örneğini sunuyor.
Yerel siyasetin nabzını tutmak için, Zafer Aygün’ün telefoncu dükkanı, Barış Memiş’in eski futbol kariyeri, Soğancı Park Dinlenme Tesisleri’nin çay sohbetleri gibi mekanlara gidiyoruz. HalkınCHP’ye bakış açısını anlamak için, Fındıklı kahvesiyle karşımıza çıkan Termeli’nin “CHP’den ayrılıp parti kuran yanlış yapar” sözü, Trabzon’un siyasi geleneğine dair önemli bir ipucu veriyor. Uzun Sokak’ta, Piknik Ahmet’in dükkanında, CHP’nin yerel yönetimdeki algısı sorgulanıyor. “CHP’liler, Reis’in ekmeğine yağ sürmek için yarış halindeler. Ağır konuşuyorlar… Hiç hoş değil. Birbirleriyle kavga etmeyi çok seviyorlar,” diye ifade ediyor. Nazmi Öztürk gibi yerel isimlerin de, “Hırs yapıyorlar… Çok yanlış” sözleri, partinin içindeki yanlış yönlendirmelerin bir göstergesi.
CHP’nin Trabzon’daki varlığı, Osmanlı Kültür Evi’nin Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu ev ve Atatürk Köşkü’ndeki ziyaretçilerin beklentileriyle şekilleniyor. Bayram ziyaretleri, her partiden insanın siyaset dilinden bıkıp bıkmadığını sorgulamasına neden oluyor. Özellikle emeklilerden gelen geri bildirimler, partinin toplumsal sorumluluk anlayışını test ediyor. Murat Zorluoğlu’nun, Trabzonspor forması hediye etmesiyle oluşan özel bağ, sadece bir spor olayı değil, aynı zamanda Trabzon halkının siyasetçilere olan beklentisinin bir yansıması. Gazze’ye destek, Somali’ye yardım, yetimler için el ele kampanyaları gibi gösterişli yardımlar, Karadeniz halkının duyarlılığını ortaya koyarken, aynı zamanda siyasi kutuplaşmanın da bir sonucu olarak karşılıklı eleştirilere yol açıyor.
Trabzon’un sosyal dokusunu oluşturan Cemil Çiçek, Saffet Arıkan Bedük, Yaşar Öncan gibi isimlerin bayram gezileri ve sohbetleri, CHP’nin yerel siyasetteki konumunu daha iyi anlamamızı sağlıyor. Halkın partiye bakış açısı, sadece siyasi ideolojilerle değil, aynı zamanda sosyal yaşamın, kültürel değerlerin ve ekonomik beklentilerin bir senteziyle şekilleniyor. Bu karmaşık tablo, CHP’nin Trabzon’da nasıl bir yol haritası çizeceğine dair önemli ipuçları sunuyor.”}